Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu: yudum07
Eser sıra no:100219.14


BİR YUDUM TÜRKİYE

Diniyle, diniyle, ırkıyla farklı olan nice insan yaşar güzel vatanımda. Arada farklılık olması sorun olmaz bizim insanımız için; çünkü ortak değerimiz, vatanımız vardır. Dört mevsim birden görülen, her karış toprağında ürün yetişen, cennet vatanımız vardır.İnsanımız vardır birbirinden ayrı.Roman’ımız, Çerkez’imizi, Laz’ımız, Kürt’ümüz…Köklü bir ağaç gibidir insanımız.Bir dalında iyiler, diğerinde iyi olmaya çalışanlar.Buna rağmen dayanağı tektir insanımızın.Tek kök, bu vatan…

Bir şekerli kahve gibidir Türkiye’m. Kahveyi yapan siz olursunuz. Kahveye şekerini, kahvesini, mutluluğunu katarken, kahvenin vereceği hatrı düşünürsünüz tıpkı çalışırken, üretirken, kazanırken, emek verirken ülkemizi düşünmek gibi. Kahvenin köpüklerini ayırırsınız. Asıl güzelliği, gösterişi oradadır. Her bir köpük gözde insanların simgesidir aslında...Tadarsınız ve o tatlı lezzet gelir ağzınıza, keyif alırsınız burada, bu insanlarla, bu vatanda olmaktan.
Bir ömürdür aslında kahve…Elbette ki sonu olacak bir ömür…Köpükle telve arasında akıp giden bir ömür…Ve nihayet telvelere geleceksiniz. Korkacaksınız acaba bu lezzet bitiyor mu diye. Hayır bitmeyecek. İyiyle kötü misali, alta inen kötüler gibi çıkacak gün yüzüne telveler. Sonra eğer onlar olmasaydı o kahvenin o kadar lezzetli olamayacağını düşüneceksiniz. Her bir telve, kahve yudumu gibi gelmeye başlayacak size.

Nihayet kapatacaksınız fincanı, tatlı kahve yudumları ve acı telveler yol gösterecek size kahve fincanında. Bir kısmet görünür yakın zamanda uzaklardan, para girecektir bu eve birkaç komşudan, tadı kaçacaktır evin bir süre… Hâsıl-ı kelam yok yoktur fincanda. Siz deyin gelecek; ben diyeyim gelişecek. Bir fincan ardından düşüneceksiniz bıraktığınız hatrı. Keşfedeceksiniz Türk Kahvesinin özünü, Türkiye’yi…

İyisiyle kötüsüyle, kahve misali Türkiye’m. İçene lezzet veren, görenin canını çektiren hatrı sayılır bir lezzet. Keyfe keder sade, orta, dilerseniz şekerli.

Bir tarla gibi atılan her tohumu içine alıp yeşertiyor Türkiye. Etrafı denizlerle çevrili ama boğulmuyor Türkiye.Yetmiş iki milyon insanı taşıyor bu topraklar ve hiç birini de atmıyor.Her parçası farklı konuşuyor hayata..Kimisi sefaya dalmış giderken, kimileri gerçek hayatla, Türkiye’nin eksikleriyle yüzleşiyor.Öyleleri de var ki; bu cennet vatanı cehenneme çeviriyor ya da bu cehennemi cennete.Onlar varlar ve bizim insanımızlar.

Her milletin barındığı, her insanın özgürce dolaştığı bir ülkede çıkan anlaşmazlıkların, bütünlük esasına dayalı olarak çözülmesi de Türkiye’ye özgüdür.Bazen sinirlenirsiniz suçluların da suçsuzlar gibi kol gezmesine böyle bir ülkede .. Belki de bu yüzden Bin dokuz yüz kırklarda dünyanın ikinci en gelişmiş devleti olan Türkiye’miz şimdi gelişmekte olan ülkeler arasında. Bu mudur doğru olan?Tartışılır..Ama bir şey biliyorum ki bu ülke bizim ülkemiz, biz her insanımızı toprak gibi kucaklamazsak, kim sarar ki onları?

Bizler birlikte kol kola yürüdükçe bu vatan hep ayakta, hep bizim kalacak.


önceki eser / sonraki eser