Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : vuslat99
Eser sıra no : 100215.02


HAYATIM(IZ) OLSA GEREK!

Habil ‘ in olduğu yerde Kabil ‘i de unutmamak gerek. Ya da bir maraton koşucusunun yarışma sonunda yüzünde tatlı gülümsemelerin uçuşmasını veyahut da suratından düşenin bin parça olacağı gerçeğini…

Hayat diyoruz, yeri geldiğinde de hayatımız ya da tam anlamıyla sahiplenmek gerekirse “hayatım” diyoruz. Hayat kavramını , “hayatım“ kavramına uyarladıktan sonra yaşamaya koyuluyoruz. Hayat senin hayatın yaşayabildiğin gibi, sınırlarını kendin belirleyerek yaşıyorsun. Durmasını bildiğin yerde duruyorsan ne mutlu sana. Lakin durman gereken yeri bir türlü beceremiyorsan; o zaman bu yanlış tutumunu, soluklanıp biraz düşünmek gerek. Yanlış tutum diyorum. Çünkü yanlışta olduğunu düşünüyorum. Bu hayatta, tıpkı senin dediğin gibi : “hayatım” diyen milyarlarca hayat var. Her biri senin gibi kendi hayatlarını düşünerekten yaşamlarını sürdürerek, yaşamaya çalışsalar ve yaşasalar!

Dünya sadece “bir hayat” için dönmüyor. Hayatta olabilen “tüm hayatlar” için dönüyor ve bu hep böyle devam edecektir. Yani anlayacağın diğer hayatlardan herhangi bir üstünlüğün yok…
Lakin bu topraklarda doğup büyüdüysen ve hala da yaşamaktaysan; sanırım bu konu üzerinde hızımızı biraz yavaşlatmamız gerek. Yeryüzünde sunulan tüm her şey biz insanlar için namütenahi güzellikte nimetlerdir. Bunların hiçbirini yok sayamayız. Tüm nimetler hiçbir ayrım gözetmeksizin insanlığın hizmetinedir ve bu yüzdendir ki insanlığın tamamı her koşulda eşittir.

Hiçbir kimsenin bir başkasından hiçbir üstünlüğü yoktur. Lakin bizlerin bu topraklarda yeşermesi ayrı bir güzellik olsa gerek. Hatta biraz(cık) ayrıcalıklı olduğumuzu söylesek dahi abartmış olacağımızı sanmıyorum. Çünkü hakikaten: “bir başkadır benim memleketim”. Her iliyle, her insanıyla, her bir şeyiyle… İşte belki bu yüzden diyebilirim ki diğer hayatlar ‘a karşın biraz daha şanslı olabilirsin. Fakat bu şanslılığı yine de doğru yer ve zamanda kullanman gerek. Bu şanslılık olayını çok büyük şanssızlılara da dönüştürebilirsin. Bu yüzden bu hayatta yalnız olmadığını bil! Senin gibi yaşamakta olan tüm insanlığı düşün ve ona göre ne yapacaksan yap. Ha tabi tüm bunları; “kendi yaşamımdan ödün veremem”, “istediğim gibi yaşarım”, “kimse bana karışamaz” diyorsan: işte o zaman koca bir heyhat! Heyhat ki ne heyhat!

Hayat sadece bu dünyada var olarak bilinmiyor. Buradaki hayatına zamanı geldiğinde koca bir son dedikten sonra, hayat senin için son bulmuyor ve bulmayacak da. Hayat her zaman devam edecektir. Ömrünün bu tarafında sana görüneni kadarıyla yaptıklarına karşın; bir sınavdaydın. Ama sen farkında değildin(!) Aslında belki de farkındaydın da kendini bilmezlik rolüne kaptırıverdin. Unutma ki o rolü sadece “sen” oynadın. Zamanı geldiği vakit, sınavda yaptığın tüm doğrularına karşın hak ettiğin ödülünü ve yapmış olduğun yanlışlara karşın da elbette ki birtakım cezalara tutulacaksın. Bunların neler olduğunu gayet iyi bildiğini bilerekten yine de kısaca belirteyim. Yaptığın tüm doğru-lara karşın Yüce Yaradan tarafından Cennet ‘e buyur edileceksin. Üzülerek söylüyorum ki yaptığın tüm yanlış-lara karşın da Cehennem ‘ e yöneltileceksin…

Aslında “hayatım” dediğimiz kavram bizim için hiçbir zaman sonlanmayacak olan uzunca bir film senaryosudur. Hayata gözlerimizi açmakla, filmimiz vizyona girer. En gözde ya da en usta oyuncu bizlerizdir. Figüranlar ise etrafımızdaki kimselerdir. Yönetmen zaten başlıca bizlerizdir. Kendimiz yönetip, kendimiz oynuyoruz. Kimimizin filmi çokça tutulup tekrar tekrar izleniyor. Kimimizinki…

Ne dersiniz sizin filminiz de tutulur mu? Ya da tüm anlatılanlardan sonra “hayatım” demek mi doğru olur? Yoksa “hayatımız” mı? İsterseniz biraz düşünelim, ne dersiniz?


önceki eser / sonraki eser