Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : ulus35
Eser sıra no : 100119.01

EMANET

29 Ekim gazete manşetine takıldı gözüm ‘’Neyi kutluyoruz!’’ Cumhuriyet gazetesi… Ülkemizde yediden yetmişe herkesin sorgulaması gereken bir manşetti . Görüp de kaç kişi sorguladı. Ya da manşeti görüp de, kaç kişi bu soruyu kendine sormaya korktu. Ama korkularımız da bizim. Bu korkuların üzerine şimdi gitmezsek yarın çok geç olabilir.

Herkes kendisinin inandığı ya da zorla inandırıldığı yolda yaşamını şekillendirmektedir. Dünyadaki bir çok toplum inandığı yol çerçevesinde uluslaşmıştır. Bizler ise 86 yıl önce toplum olarak Atatürk ve Yurtsever atalarımız önderliğinde cumhuriyet çatısı altında bir araya gelmiştik. Artık varış yerimiz muasır medeniyetler seviyesi olacaktı. Gençlerse bu yolun seviyesini arttıracak mihenk taşları olacaktı.

Bu ülke için can verenlerin maddi veya manevi hiçbir hesabı yoktur. Bizi ayırmak isteyen dış güçlerin birlik ve beraberliğimizi bozmak için yapmadıkları plan, proje, senaryo kalmamıştır. Atalarımız çok can verdiler Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Erzurum’da… üzerimizde oynanan oyunlara gelmemek için. Tarih tekerrürden ibarettir. Oyunlar, planlar, senaryolar, BOP lar hala bitmiş değil. Bulunduğumuz şu anki noktada dış oyunlara artık pek de gerek kalmadı. Çünkü öyle bir hale geldik ki kendi kendimizi yok edebilecek haldeyiz. Bizi bu hale getirdiler çünkü, çoktan…

Vatan toprakları gün geçtikçe azalıyor. Yabancılara satılmadık maden, Telekom, banka… kalmadı. Eğitime, çiftçiye… verilen önemin azalması ile verimli topraklarımız, yollarımız, ışığımız giderek azalıyor ve bununla doğru orantılı olarak dışa bağımlılığımız artıyor, dış borç tavan yapıyor, işsizlik artıyor. Bunların doğurduğu sonuçlar her gün televizyonda izlediğimiz, gazetelerde, dergilerde okuduğumuz cinayet, intihar, soygun, gasp, fuhuş haberlerinin nedenidir. İzlediğimiz, okuduğumuz bu haberler artık çok sıradan geliyor. Öyle değil mi!

Ülke insanları gün geçtikçe ülkeye bağlılığını, ahlak ve kültürünü, tarih bilincini, aydınlarını, beyinlerini, kaybediyor. Kayıplar çoğaldıkça sınıflaşmalar başlıyor. Sınıflaşmalar medyaya yansıyor, ardından televizyonlar, gazeteler, dergiler, tarafsız yayın yerine haberleri kendi çıkarları doğrultusunda montajlayıp kamuoyuna sunuyorlar. Bu yollarla da insanları kendi sınıflarına çekmek istiyorlar. Bir süre sonra o da oluyor . Türkiye Cumhuriyeti’ne bir bakmışınız ki ufaktan sınıflar ülkesi olmuş sağcısı, solcusu, sosyalisti, milliyetçisi, komünisti… Bu durum neticesinde insanlar kendi tarafı olmayan insanları hor görür bir hale geliyor.

Artık bakışlarımız hep gittiğimiz yerden uzak. Kimsenin birbirine güveni kalmamış. Ülke adaletinin de yetersiz olması insanları hep bir korku içine sokmuş. Bu korkular ve sıkıntılar gözümüze öyle bir kilit vuruyor ki bakış açımızla, vatanımızın ve milletimizin hangi konumda olduğunu göremiyoruz. Bundan böyle de felsefemiz ‘’Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.’’ oluveriyor.

10 Kasım gazete manşeti ‘’Emanete Sahip Çıkıyor musunuz!’’ Cumhuriyet gazetesi. Milletimiz emanetin ne olduğunu ve nereye götürmeye çalıştığını unutmuş ya da bilmiyor. Dediğim gibi çoğu kesimin bakış açısı bunu görmeye yetmiyor. Gördükleri şeyler televizyondaki diziler, magazinler ve benliğimizi unutturacak birçok şey. Üstelik dilimize bile sahip çıkamıyoruz yabancı kelimeler etrafında kuşatma altında dilimiz. Peki nasıl dirilebileceğiz her tarafımızdan kuşatma altındayken.

Vatanımız için milyonlarca kişi kan döktü, yaşadığımız topraklar bizim olsun diye. Bu ülke bizim için cehennem olsa da ülkemizi kurtarmak için mücadeleyi bırakmayalım. O zaman cehennemi cennete çeviren atalarımız cehennem olan vatanından kaçmamışlardır savaşmışlardır. Onlar bizden aynı şeyi beklemezler miydi!

Bugün milleti yönetenler yanlış yolda olabilir. Önemli olan yanlışları doğruya çevirecek gücü ve sabırı elden bırakmamaktır. Düşünsenize herkes eleştiri yaparsa bu vatan için çivi çakacak biri kalabilir mi. Bunun için yanlışa ortak olmadan vatanını en çok sevenler gibi çalışmalıyız. Korkularımızı yenip ancak o zaman umutlarımızı yeşertebiliriz.

Ulu önderimiz de kurdurduğu cumhuriyeti biz gençlere emanet ederken ‘’ İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!’’ demedi mi?

Biz cumhuriyet gençliği olarak durumun farkındayız. Üzerimizde büyük bir yük ve görev var. Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü bu ülkeyi devir alıyoruz yavaş yavaş. Kalkınmanın millet olarak uyanmadan olamayacağının da farkındayız. Temennimiz kötü ahlak ve kültürden uzak, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı ve çok çalışan gençlere sahip bir toplum olabilmektir. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda hala mevcuttur.



önceki eser / sonraki eser