Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:sonsuzumut10
Eser sıra no:100219.18


NERDE UNUTTUK YAMALI BOHÇAYI

Şatafatlı görünüme sahip çantalardan daha uzun ömürlü ve daha dayanıklıdır yamalı bohçalar. Bin bir hatıra taşıyan bir yığın kumaşın bir arada düzen kurmasıdır.Renklerin desenlerin müthiş bir ahengi vardır.Dağılsalar bozulsalar dahi her zaman mümkündür toparlanmaları…Hatta eskiyen yerler yeniden yama yapılır ki daha dayanıklı olsun,daha uzun yaşasın,daha ağır şeyler taşıyabilsin.Kolayca yırtılmasın,diye sıkı sıkıya düğümler atılır.Markalı çantaların burun kıvırdıklarını bile taşıyacak kadar alçak gönüllüdür onlar.En değerli kumaştan yapılmışının yanında bile değerini ve yerini korur.

Kainat, insan, dağ, taş,nesne …Değil mi ki birbirimizin ayinesiyiz.Kainatta ne varsa vardır insanda ,insanda ne varsa toprakta aynısı.Eşyada ne varsa toplumda aynısı…Sezon ürünü çantalar gibi kimi toplumlar albenili olsa da gelip geçicidir. Babaannelerden, anneannelerden kalma bir kenarda duran bohçalar kadar bile ömrü yoktur.Çünkü çeşitliliği bünyelerinde barındıramamışlardır.Buna tahammülleri de yoktur ya.Tek renktirler.Ya siyah ya beyaz olsun isterler her şeyi.Bu yüzden karda uzun süre yürüyen adamın kör olması gibi hayatın güzelliklerini göremezler,bilemezler…Bütün her şeyi perdelenmiş göz pencerelerinden görmeye çalışırlar.

Bizim toplumumuz kaliteli kolaj çalışmasıyla farklılığını asırlardır koruyan bir toplum yapısına sahiptir. Yunus Emrelerin, Mevlanaların memleketinde “Herkes aynı fikirdeyse hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.” düsturuyla hoşgörüyü, bir arada yaşama,farklılıklara değer verme ,herkesi kendi bulunduğu yerde güzel görme boyaları atıldı toplumumuzun temeline.Ortaya öyle güzel bir resim çıktı ki hala sergilenmekte dünya sahnesinde.
“Biz.”dediğimiz sürece hiçbir şey kaybetmedik, kan kaybetmedik. Solmadık. Akrabalıklar kurduk. İki rengin bir araya gelmesi her gün yeni bir renk daha kattı hayatımıza.”Sen de gel…Ne olursan ol yine gel.”demeyi adımızı öğrenmenin hemen ardından öğrendik;çünkü “Biz gelmedik davi için , bizim işimiz sevi için.” Su damlasıydık. “Biz” dedikçe sular ırmak, ırmaklar deniz,denizler okyanus oldu.

İnsan hak evini taşır en değerli yanında. İmarını yapmak için geldiği bu dünyada diğer gönülleri de mamur etmek için gelir bu dünyaya. Biz de ne zaman buna aykırı hareket edip,“Ben.” demeye başladık birer birer soldu renklerimiz.Denizler,okyanuslar hayal oldu.Mumla arar olduk eski günleri.Markalı çantalarımızla hiçbir şey taşıyamadık yarınlara…Yamalı bohçayı sakladığımız yerden çıkarma vaktidir şimdi.Haydi hep beraber hatırlamaya çalışalım sakladığımız yeri!


önceki eser / sonraki eser