Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:şehit32
Eser sıra no:100218.20


TEK BAYRAĞIN GÖLGESİNDE

Vatan; insanoğlunun tohumlarını sarmalayıp, doğduğu; bir fidan gibi yetiştiği, doyduğu; sahipsiz kaldığı zaman kanatlarının altına sığındığı; kimilerinin üç kuruşa sattığı, kimilerinin bir avuç toprağı için canını verdiği ama yine de hepsini kabullenen, arka çıkan parçalanamaz bir bütündür.

Vatanın doğusu da batısı da, kuzeyi de güneyi de, aynı bayrağın gölgesindedir. Her köşesi için milyonlarca ocak sönmüştür. Her köşesi için oluk, oluk kan akmıştır. Her köşesi için kaç tane ananın gözleri kurumuştur. Marmara’sıyla, Akdeniz’iyle bu ülke bizim ülkemizdir. İstanbul’u da Şırnak’ı da birdir. Erzurum’un karlı dağlarında toprağım üşürken Antalya sahillerinde başkaları terlese de vatanın her köşesi kutsaldır, paha biçilemez.

Bir el beş parmaktır. Sadece bir tanesinin ucuna iğne batsa hepsi sızlar. Sadece bir tanesine zarar gelse hepsinin beli bükülür. Bir elin beş parmağı gibidir vatan. Tunceli’ de ciğeri beş para etmeyen haysiyetsizler Mehmetçiğe kıyarken Ankara’da benim yüreğim sızlar. İzmir’in sosyete takımı Hakkâri’nin çamurlu yollarını beğenmese de, Fethiye’ de güneş doğarken Diyarbakır’da bombalar patlasa da vatan tek vatandır. Şehit düşen büyük, büyük babam sadece Ege’si için değil her köşesi için canını feda etmiştir. Belki kimi ücra köşelerinde bu bütünlüğü bozmak, devlet içinde devlet kurmak isteyen kitapsızlar, kardeşine bile kurşun sıkıyordur. Ama o topraklar da öpülesi topraklardır. İki tane kendini bilmezin bu toprakların adını kirletmeye gücü yetmez hemşerim. Güney Doğu’da kuraklık yaşanırken Bursa’da ki profesörüm çözüm bulmak için çırpınıyordu. Ondan yıllar önce de Antep, Urfa, Maraş, Mardin toprakları Ispartalının kanlarıyla sulanmıştı. Mehmet’im şahadet getirirken burası Ağrı, burası, Burdur, diye ayırmamıştı. Hakk’ın huzuruna giderken göğsünü gererek gitti. Namazı kılınırken tabutun da Afyon şehidi yazmıyordu, VATAN şehidi yazıyordu. Ecdadımız bu vatanı bizlere emanet ederken günümüz neslini ayırmadı. Mukaddes topraklarımıza düşman girdiği zaman ölümü hepimize emretti. Gökler de nazlı, nazlı salınan ay yıldızlı bayrağımızı sancaktan indirmeye kalkan imansızlara karşı hepimizin birden ayaklanmasını emretti. Sünni’si de Alevi’si de bizim insanımızdır. Birinin burnu kanasa bu millet kan zayiatından ölür. 7,0 şiddetinde deprem olduğu zaman bir lokmayı beş kişi paylaşan insanım birbirinin yüreğindeki kardeşlik ateşiyle ısındı. Yoksulluğu, sefaleti, huzuru, mutluluğu birlikte yaşadı. Karadeniz’in kolbastısıyla Antalyalı da oynadı. Çanakkale’ de ağıt yakılırken Tokatlı da ağladı. Güneş bile ayırmadı Erciyes’i, Palandöken’i… Yıldızlar kayarken Konyalı da dilek tuttu. Savaşa da barışa da aynı sofrada kaşık çalındı. Sokak sokak, cadde, cadde dolaştım bu diyarı… Köşede ki boyacıdan, sahildeki balıkçıya kadar; Bakkal Hasan’dan Doktor Nejat’a kadar hepsinin gözlerinde aynı pırıltıyı gördüm.

İşte vatan budur. Doğusu batısı demeden iyisi kötüsü diye burun kıvırmadan cennet cehennem köşesi diye ayırmadan uğruna ölünendir. Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Türk’üyle aynı havayı soluyan aynı anda kalbi atandır. Ülkenin her köşesinden gelen sese kulak verendir. Vatan yeriyle göğüyle tek yürekte çarpan tek candır. Bu cana kıymak isteyenlere inat vatan saolsun !


önceki eser / sonraki eser