Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu: rüzgar12
Eser sıra no: 100218.11


BU ÜLKE BİZİM ÜLKEMİZ

Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. Evet, bu ülke bizim ülkemiz. Bu ülke bizim için her karışının kanla beslendiği ülke. Bu ülke sen rahat uyu diye toprağı kan kokan, madeni kemik olan ülke. Bu ülke benim, senin, bizim ülkemiz, bizim! Belki burada yaşanamayacağını düşünüyorsun şimdi. Belki insanlardan illallah ettin, dayanamıyorsun. Bir yerde, bir noktada yanlışlık var diyorsun... Dayanılmaz, çekilmez, bu ülke benim ülkem olamaz diyorsun... Deme!

Yanlışıyla doğrusuyla, taşıyla toprağıyla bu ülke her santimetrekaresiyle senin! Bizim... Bir anne, bir baba, yaptığı yanlışlarla çocuğunu tek hamlede silebilir mi? Veya bir evlat, çok kötü şeyler de yaşasa anne babasından nefret de etse, onlara her zaman ihtiyaç duymaz mı? Evinde uyuyup evinde uyanmak istemez mi? Birbirlerini bir kalemde silerler mi? Hayır! Düşen çocuğunu tekrar kaldırır bir anne, hasta babasına bir an durmaksızın bakar bir evlat... Peki, sen bu ülkenin evladı değil misin? Kanlı, ulu toprağı senin anan baban değil mi? İyisi, kötüsü, bu ülkenin her evladı senin kardeşin değil mi? Nasıl ülkenden vazgeçebilirsin? Gördüğün bir yanlışta vazgeçemezsin. Daha önce vazgeçilmiş mi? HASTA ADAMI, Türkiye Cumhuriyeti yapmamışlar mı? Yapılan yanlışların sonucunu kanlarıyla ödeyip, kanlarının bedelini bu vatanla almamışlar mı? Peki, şimdi sen nasıl vazgeçeceksin ki? Gördüğün yanlışı düzeltmek için çözüm üret!

Cehennem gibi görüyorsan yaşadığın toprağı, ateşi körükleme, şeytana bırakma vatanını… Soğuk sular dök kızıl kızıl kükreyen alevlerine. Ateşin söndüğü yere bir gül dik. Ya alevin kızılı damlasın gülün kıpkırmızı yapraklarından ya da sönsün ateşi beyaz gülün saflığında… Çözümün için savaş! Ama yakıp yıkarak değil. Daha da zor duruma düşürmeyecek şekilde savaş! Sula gülünü, güneşini eksik etme ondan, büyüt gülünü! Vazgeçme davandan! Vazgeçmen uğrunda sunulan güzellikleri kabul etme! Unutma bir anlık zevkini bir ömürlük rahatlığa tercih etme! Gülün yanı başında olsun diye kırma, koparma onu! Bu ülke senin ülken. Yaşadığın olaylardan sorumlu da olsa… Vazgeçme ondan! Gülüne böcek dadandıysa eğer, tek tek kurtul onlardan! Sabır göster! Sabret, bekle… Unutma hemen düzelmez hiçbir şey.

Gülün büyüsün diye zehirleme, hormonla büyütme onu! Bekle yavaş yavaş büyüsün! Su, hava, Güneş yavaş yavaş işlesin yapraklarına, ilmek ilmek, bozulmamak üzere… Cennet olduysa ülken, hemen vazgeçme! Devam et güzelleştirmeye, kalıcı olsun, zor olsun yıkılması, senden sonrakiler de devam ettirsin artırarak, azaltarak değil! Büyüdüyse gülün, tohumlarıyla yanına yenisini dik, bir dal gül olarak kalmasın ateşin söndüğü yer, gül bahçesi olsun, solmadan gülün, buda güzelliği gitmeden yeni kızıllıklar gelsin yapraklarına, yeni saflıklar… Unutma! Bu ülke senin, benim, bizim ülkemiz! Cehennem de yapmak senin elinde, cennet yapmak da. Yanlışı da senin yanlışın, doğrusuda. Alevi de senin eserin, gül bahçesi de….


önceki eser / sonraki eser