Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu: papatya18
Eser sıra no:100219.01

BİR SES

Geleceğe yoğunlaşmaktan , plan yapmaktan uzaklaşan ülkemizde Cumhuriyet ne kadar da sağlam kurulmuş ki tüm bunlara rağmen, bunca hor görülmesine karşın , bunca düşmanlık ona diz çöktüremiyor.Çünkü kurucusu Atamız tutkularını gençlerin çağdaş medeniyetin seçkin üyeleri yapmak için kendine dönük korku halkalarını kırmak için kullanmıştır.

Ülkeyi yirminci yüzyılda cenneti ve cehennemi arasında bir tren bileti haline getirenler artık tek ülkeyi değil , topluma da sosyal sorunlar zincirini bağlamışlardır.Bu sorun bizlere, benliğimize vatana insanlığa ince net bir saldırı gibidir.

Bıraksınlar dünya sorunlarını ,önce kendi vatanı-milleti içinde bölünmüş tabakalara,sorunlara daha doğrusu sosyal sorunlara çözüm aramayan ikinci mertebeden yer edinen kanun tasarıcıları Söz gelimi basit bir kesir düşünelim paydaya kanun tasarıcılarını , paya ülkeyi , vatanı-milleti koyalım.Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülecektir.Paydanın büyümesi demek de alışılmışlığın dışındaki görüşlere sahip kanun tasarıcılarının halkla uyuşmayan tutumlarını sergilemesi devam ettirmesine izin vermek demektir.Her ne kadar sosyal devlet , sosyal değer kavramları zihinlerde olgunlaşmamış bile olsa belki o farkındalığa varamadıkları düşünüşleri , görüşleri kapsayan muhtemel günler geliyordur.

Daim uzanan bir köprüyse olgunluk bu ülkeyi yönetenlerinin uzatacağı ve geçeceği daha çok köprü var demek oluyor.Vardıkları her noktada şerbetlenmeden tüm seslerin birleştiği,tek seste düşünüp öyle adım atmaları gerekir, ki zaten bu şekilde yaptıklarında gerekli olgunluğu bulacaklardır.

Bizler her ne olursa olsun kim olduğumuzu bu topraklarda yaşadığımız müddetçe ,bu ülkenin bizlere emanet olduğunu unutmamalıyız ve şunu bir defa daha hatırlayalım; Atamız 1923’te tamda Lozan Antlaşması’nın olduğu karışık dönemlerde İstanbul Üniversitesi’nin panosuna onbir öğrenci Avrupa’ya gönderilecektir yazısını asmıştır ve bu öğrencilerin her birine ‘Sizleri kıvılcım olarak yolluyorum ,alev olarak geri dönün ‘ ibaresinin yer aldığı telgrafı göndermiştir. Atamız bu sözleriyle bir defa daha dahiliğini göstermiştir.Bu öğrencilerin nerede ,ne zaman , ne hissettiğini sezen bir liderin önderliğinde kurulan bu ülke sahipsiz kalırmı hiç…

önceki eser / sonraki eser