Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu :nükleer başlıklı kız 35
Eser sıra no :100218.05


ÜLKEM

21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala işsizlik sorunu had safhada. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala elektriği ve suyu olmayan köyler var. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala kızlar okula gitsin diye kampanyalar düzenleniyor. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala trafik sorunu var. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala terör sorunu var. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala …

Evet, burası “benim” ülkem. Ve onun daha pek çok sorunu var. Evet burası benim ülkem. Pek çok yanlışı var. Burası “benim” “bazı yanlışları olan” ülkem. Burası “benim” ülkem.

İnsanlar bunu böyle kabul ediyor. “Benim bazı sorunları olan ülkem”. Çoğu insan “Şurada yanlış yapıyoruz.” diyene, dişlerini gösteriyor. Bir şeyi düzeltmek isteyene “Ya sev, ya terk et!” diyorlar. Peki iyi mi yapıyorlar?

“Ya sev, ya terk et!” mantığı çözüm üretemeyenlerin mantığıdır. Gazetede bir yazı okumuştum. Vatandaşın birinin başına olumsuz bir olay gelmişti. “Ben artık bu ülkede yaşamak istemiyorum!” diyordu. Düşündüm. Bu yazılısı olduğu için “Anne boğazım ağrıyor.” mazeretini uyduran bir çocuğun mantığına benzer. Sorunlar kaçarak çözülmez. Kaçarak sorun çözülseydi bugün sorunlarından kaçacak bir ülkemiz olmazdı. Kaçarak sorun çözülseydi bugün “Atatürk” olmazdı.

Evet, burası “benim” ülkem. İyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla yanlışıyla, bazen cennet bazen cehennem oluşuyla burası “benim” ülkem. Buna karşı çıkılamaz. Her şeyiyle “bizim” ülkemiz. Fakat niye iyisiyle “kötüsüyle”, doğrusuyla “yanlışıyla”, bazen cennet bazen “cehennem” oluşuyla? Niye sadece iyi olmasın, doğru olmasın, cennet olmasın? İnsanlar değil midir iyiyi de kötüyü de yaratan? Bizler değil miyiz bu ülkede kötülükleri, yanlışları yapan?

Demek ki nereye gidersek gidelim “insanlığımızı” da götüreceğimiz için gideceğimiz yere de “kötülüğümüzü” götürürüz.

21 . yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala işsizlik sorunu had safhada. Eğer yatırımları düzgün yaparsak, rüşveti, yolsuzluğu, çıkarcılığı kaldırırsak işsizlik çözülür. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala elektriği ve suyu olmayan köyler var. Eğer teknolojiyi bütün insanlara götürmeyi hedeflersek bu sorun da çözülür. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala kızlar okula gitsin diye kampanyalar düzenleniyor. Eğer eğitimin önemini kavratırsak okumayan insanımız kalmaz. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala trafik sorunu var. Eğer trafik kurallarına uyup, her birimiz “birer” trafik canavarı olmazsak trafik sorunu çözülür. 21. yüzyıldayız. “Benim” ülkemde hala terör sorunu var. Eğer aynı topraklar üzerinde yaşamayı öğrenip, hepimiz bir olmasak da hepimiz “bir” olabilsek terör sorunu çözülür. Bütün bunları yaparsak “Benim ülkemde hala” diye başlayan ve “eğer”lerle son bulan cümleler kurulmaz

Yeri geliyor “Üç tarafı denizler çevrili!” diye övünüyoruz, yeri geliyor “Dört mevsim aynı anda yaşanıyor!” diye övünüyoruz, yeri geliyor “Asya ile Avrupa’yı bağlayan köprü” diye övünüyoruz, yeri geliyor “Kendi kendine yetebiliyor!” diye övünüyoruz. Yani iyileri sahipleniyoruz. Ama insanlar yüzünden ortaya çıkan sorunlardan dolayı şikayet ediyoruz. Peki, denizlerimizle övünüyoruz; kıymetini biliyor muyuz? Dört mevsimin yaşanmasıyla övünüyoruz, peki iklimin korunması için ne yapıyoruz? Köprü olması ile övünüyoruz, peki o köprüye bakım yapıyor muyuz? Ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz?

Nereye gidiyoruz? Nereye gidebiliriz ki? Hem niye gidelim ki? Biz ülkenin “bizim” ülkemiz olması için bir yere gitmedik. Tam tersine kaldığımız için, mücadele ettiğimiz için, ağır bedeller ödediğimiz için “bizim” ülkemiz diyebiliyoruz. Üstelik ağır bedeller ödeyen atalarımıza karşı da çok büyük sorumluluklarımız, verdiğimiz sözler, bize düşen görevler var. Ayrıca atalarımızın yaptıklarının yanında komik sayılacak derecede “büyük görevler” onlar. Mesela; sadece bu ülkenin kıymetini bilmek gibi. Kötü olduğu için, cehennem gibi olduğu için bir ülke bırakılacak olsaydı ilk başta bizim atalarımızın arkalarına bakmadan kaçmaları gerekirdi.

İşte biz o iyisiyle kötüsüyle, cennetiyle cehennemiyle, doğrusuyla yanlışıyla bu ülke için ölenlerin torunlarıyız. Bu yüzden iyisiyle kötüsüyle, cennetiyle cehennemiyle, doğrusuyla yanlışıyla bu ülke “bizim” ülkemiz. Fakat onda yanlış, kötülük bırakmamak da bizim elimiz de.


önceki eser / sonraki eser