Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : nefes55
Eser sıra no: 100215.01


ÜLKEMDE SON NEFES

Vatan, sadece üstünde yaşadığımız toprak parçası değil; aynı bayrağı, şânı - şerefi ve ecdatları paylaştığımız, düşüşler ve kalkışlarda hep beraber ağlayıp – güldüğümüz kutsal evimizdir. Bizler bu emanete gerektiğinden daha iyi sahip çıkmalıyız.

İyisi – kötüsüyle, yanlışları ve doğrularıyla yaşadığımız bu kocaman toprak benliğimizin bir parçasıdır. Kıyıya vuran şiddetli dalgalarında, bacalardan tüten kömür kokularında, kimi zaman bir gülün yapraklarını açışında buluruz kendini. Tek bir yağmur damlacığının fidana dokunuşundaki mucize ve her mucizede ortaya çıkan şaheser alır götürür bizi bizden.

Tohumun yağmur damlalarını bekleyişi gibi çaresiz kalsak bile, elbet olacaktır bir bardak su verenimiz. Şimdi soruyorum kendime! Nasıl bırakabilirim? Bizim olan, atalarımızdan yadigâr kalan, eşi – benzeri olmayan, en güzel kokulardan oluşan, mislerin efendisi ülkemi. Canımı alıp kanımdan vazgeçebilir miyim? Şarıldayarak heybetle akan şelalesini, iyi ya da kötü insanlarıyla bütünleşen kentlerini, her şeye hayat veren havasını değişebilir miyim? Hayır, hayır hayır…

Gitsem başka diyarlara kırılmaz mı kanadım? Kırılmış kanatla uçup, süzülebilir miyim gökyüzünde özgürce? Eğer gidersem, bir gün ayrı düşmek zorunda kalırsam farkım mı kalacak bu parçalanıştan? Kanadı kırık kuşlar gibi bir kuytuda barınacaksam, her deli rüzgâr içimdeki hasreti alevlendirecekse bırakında kendi ülkemde özgürce süzüleyim. İşte! Böyledir her gurbet kuşunun isyanı. Başka diyarlarda, farklı yüzlerle baş başa kalmış insanlarımızın dillenmemiş haykırışıdır bu bekleyiş. Altın kafese bile konsalar illede vatanım sözleri hissedilir dudaklarında. Yüreklerindeki hasret bazen yağmur bulutu olur, süzülüverir gözlerinden. Sonrada hırçın bir darbe gibi tek tek vurur, yabancı şehrin soğuk betonlarına.

Kendi sınırları içinde, vatanında özgürce dolanıp da biçare yaşadığını düşünen, her şeyden isyan edenlere sesleniyorum! Sen misin gerçek isyan sahibi, yoksa resimlerle kendini avutan gurbetkar mı? Sen misin çaresiz, yoksa hasretin kamçıladığı insanlar mı? Eğer hala kendi topraklarında yaşayıp kendi dilinle baş başaysan, şükrün en iyisi sana yakışır.

Etrafı zifiri karanlıklar sardığında el eleydik. Cephede, dağ başında gazilerimizin yarasına merhem sürerken aynı şehitler için ağladık. Ne içindi bu harp? Vatan, millet… Sahipsiz değil bu topraklar. Şimdi özgürce ve gururla haykırmak istiyorum binlerce gönüle! Bu ülke her şeyi ile bizim!

Geçen her gün daha da bağlanıyor bedenim. Sokakta gezen dilencisini, yeraltındaki böceğini, ağlayan çocuk seslerini arıyor gözlerim. Belki her ülkede var bu sesler, bu görüntüler. Ama hangisi kendi vatanımdan aldığım hazı verebilir ki? Hiç aynı tatda olabilir mi sıcak soba başında değil de, soğuk bir barakada yenilen yemek? Benim sıcağım, ana kucağım vatanımdır. Yağan kar taneleri bile ısıtır içimi. Yeter ki o muamma görüntüye kendi topraklarımda doya doya bakabileyim.

Ben bu ülkenin insanının yüreğindeki şefkate, kuyruklarla bitmeyen trafiğine, - abi gel bi el at şu arabaya, deyişine vuruldum. Yarını olsun ya da olmasın, ayırmasın hiçbir el beni yurdumdan. Eğer görürse gözlerim, gökyüzünde bir yıldızın kaydığını tek dileğim olur, ülkemde son nefes !


önceki eser / sonraki eser