Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:muhafız34
Eser sıra no:100219.08


KUTSAL EMANET

‘’Sahipsiz vatanın batması haktır,
Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.’’

İstek ve umut dolu mısralar yüreğime işliyor. Kanatlanıp uçuyorum memleketim üstüne: Dört mevsimin yaşandığı ender ülke Türkiye. Dört denizinde güneş ayrı doğar, dağlarıyla dans eder yıldızlar, çölü de var ovası da, Adana’da pamuk tarlası, Boğaçiçi’nde kağıt helvası, Düzce’de tütün kolonyası, Akdeniz’de aşk tanrıçası… Tarih kokan, yeşil kokan, acı kakan, kan kokan memleketim. Nice destanların yazıldığı, yiğitlerin bir zamanlar kılıç kuşanıp attan inmediği, cengaverlik dolu memleketim. Dede Korkutu’un, Karacaoğlan’ın, Yunus Emre’nin, Mevlana’nın diyarı. Kimi zaman hoşgörü abidesi kimi zaman cellatların kanlı pençesi. Her halükarda hücreme ekmeği suyu mayalanmış güzel ülkem Türkiyem. Üç tarafı denizle, dört tarafı düşmanlarla çevrili ve güzelliğine gipta edilen eşsiz ülkem Türkiyem.

Sait Faik, ‘’Bir insanı sevmekle başlar her şey.’’ diyor. Sevmekle başlar gerçekten her şey: İnsar sever çalışır, sever yaklaşır, sever el verir, sever el ele verir, sever omuz verir, sever can verir. Sevgi en büyük üretimdir. Sevmeyi hatta önce kendimizi sevmeyi öğretmeliyiz. İnsan kendini sever önce sonra çevresindekileri, sonra yaşadığı ülkeyi sonra da bütün dünyayı. İşte o zaman üretmeye başlar nerde ve nasıl olursa olsun.

Peki insan neyi daha çok sever? Kendine yararlı olanı mı? Güzel olanı mı? Pragmatist mi düşünelim? Öyle mi davranalım yani? Bu durumda ülkemizde yaşanan onca sıkıntı varken ve biz bu sıkıntıları yaşarken ülkemizi sevmeyecek miyiz yoksa? Halkın büyük bir kısmı yoksulluk sınırında, hayat pahalı, istediğimiz okula gidip istediğimiz mesleği seçme lüksümüz yok. Her an bir yerlerde bombaların patlaması mümkün ya da haftalık şehit verme ya da bir kayıp haberinden annelerin feryadıyla sarsılmak mümkün. Ne yapalım şimdi? Bu ülkeyi terk mi edelim? Yeni bir ülkeye mi gidelim? Yazık, ne yazık ki beyhude bir düşünce! Tıpkı annesinden şefkat tokadı yiyen bir çocuğun ailesini terk etmesi gibi. Tıpkı vücunundaki bir hasar nedeniyle vücudunu terk etmek isteyen bir ruh gibi. Halbuki o ruh, o bedene daha fazla sahip çıksa, bütün gücünü üflese daha sağlam bir vücuda, güzel bir dünyaya vakıf olabilir kendi içinde.

Bu ülke bizim ana kucağımız, bu ülke bizim yuvamız, ocağımız. İnsan ülkesini terk ederse kendini de terk eder. O zaman işte her şeye, hayata yabancılaşır. Hayatın ne anlamı kalır.

Bizim ülkemizde emanet verildiği zaman, emanetçi canı pahasına emaneti korur, sever. Biz bu kültürle yetiştik ve yetişiyoruz. Dahasi düşünmeyiz bu emanetin verdiği cefayı, cezayı. İşte ülkeye böyle kutsal emanet nazarıyla bakmamız gerekir. Çünkü emaneti veren atamız, anamız, babamız… Kaldı ki bu emanet en güzel emanet, Heyecan ve helecanla bakmak lazım.

‘’ Bülbülü altın kafese koymuşlar; ‘Ah vatanım!’ demiş’’ Bu ‘vatanım’ deyişindeki anlam özgürlük isteği mi doğup büyüdüğü yere özlem mi? Her ikisi de Her canlı doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği, suyunu içtiği, anılarını kazıdığı yere bağlanır, vatan beller. Bir yere ait olma duygusu insanı köklü yapar, güven verir, dahası özgür hissettirir. Benim ve bana ait diyebildiği ölçüde sever ve bağlanır.

Binlerce yıldır ülkeler savaşıyor, güçlü olan güçsüz olanın toprağına giriyor. Bir saldırırken diğeri savunmak zorunda kalıyor. Saldıranın da savunanın da amacı veya gerekçesi aynı: Vatan için, her şey vatan için! Zira ‘’vatan için’’ denince saldıranın bile görüntüsü kutsallaşabiliyor, masumlaşabiliyor. Vatan demek ki bu kadar hassas, bu kadar değerli ki en vahşi hareket ve düşünceler hoşgörü halkasının içine girebiliyor.

Dünya barışını istiyorsak, herkes ülkesini sevmekle işe başlamalı. Ancak böyle evrensel barış sağlanır. Bu nedenle ‘ülkem’ denen bu varlık, herkesin sevgi listesinde ilk sırayı almalı; yoksa bütün uğraş ve çabalar beyhudedir.

Gerektiğinde vatan için ölünür, ‘’vatan sağ olsun!’’ da diyebiliriz ama ölmeden, kan dökmeden önce mürekkep dökmeye, alınteri dökmeye çalışmak gerek. Memleket için yaşamayı göze almak gerek. Haydi gelin yaşayalım, haydi gelin yaşatalım bize ait olan her şeyi! Yani ülkemizi, ülkenizi, ülkeni, ülkemi!


önceki eser / sonraki eser