Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : miço35
Eser sıra no: 100216.05


AYNI YOLUN YOLCULARI

Kimine göre mozaiktir

Kimine göre Mozambik’tir benim ülkem.

Her haliyle insanıyla, doğasıyla, uç noktalarda yaşanan sevinçleriyle ve hüzünleriyle bizimdir bu ülke. Komşuluk kavramıyla, misafirperverliğiyle tanınan, geçmiş yıllarda büyük bir direnişle kurulan ve hala bazı konularda direnen (!) bir ülkedir Türkiye. ‘’Karınca kararınca’’, ‘’Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz’’ kavramlarının bir yaşam felsefesi olduğu, ‘’Küçük sevinçlerden büyük mutlulukların çıkarıldığı’’, ne tam batılı ne de tam doğulu olan bir ülkedir benim ülkem. Farklı kültürlere sahip olsak da sonuç olarak bu ülkenin insanlarıyız biz. Yıllarca kardeş gibi, aile gibi yaşadık ve hala daha yaşıyoruz. Belirli süreçlerden hep beraber geçtik. Teknoloji ile aynı yıllarda tanıştık. Önce radyo girdi hayatımıza. Radyodan dinledik çikolata renkli sanatçıların şarkılarını ve bir askerin sıkıyönetim ilanını. Farklı ortamlarda ama aynı saatte bir kutunun içinden gelen sese kulak kestik hep birlikte. Kimi zaman tebessüm ettik umut dolu gözlerle, kimi zaman yıkılarak ağladık eskiden umut dolu olan gözlerimizle.

Aslında biz o küçük dünyamızda sürdürdüğümüz memur hayatımızla bazı oyunlara kurban gitsek de, adını hala bilemediğimiz türlü senaryolara alet edilsek de, cenneti de yine hep beraber yaşadık cehennemi de.

Yıllar geçtikten sonra televizyon girdi hayatımıza. Siyah-beyaz görüntüsüyle etkiledi bizi. O zaman her ailenin televizyonu olmadığı için aileler televizyonu olan bir ailede toplanırdı geceleri. Ve merakla beklenilen dansözü de bir yılbaşı akşamı beraber izledik koca bir aile olarak. Ancak daha sonra bıktık. Her televizyon bir dansöz gösterir oldu günümüzde(!). Filmler bizi bize gösterir oldu yazlık sinemalarda. Genellikle hikayemiz klasik İstanbul’a göç ediş hikayesiydi. O filmlerde de gösterildiği gibi aslında yine hep beraber göç ettik taşı toprağı altın olan İstanbul’a. Hoşçakal diyerek sevdiklerimize,yüreğimizde bin bir umutla, hoşça kalamadığımız şehirlerden..
Ülke olarak belirli süreçlerden beraber geçtiğimizi söylemiştim. Elbette ki bunlara çocukluk ve gençlik yıllarımız da dahil. Ben de dahil olmak üzere koca bir nesil yetişti ve yetişiyor Ayşe hanımın oğlu ve/veya kızıyla yarışarak. Annelerimiz her başarısızlığımızda Ayşe hanımın çocuklarını örnek gösteriyor. Sonuç olarak biz sınav adı verilen bir elekte elenirken Ayşe hanımın başarılı çocukları güzel bir geleceğe hazırlanıyor. Biz ise sadece seyirci kalıyoruz çaresizce.
İlk defa aşık oluyoruz gençlik yıllarımızda. Ama kalbimizdeki heyecan bizi hala küçük bir çocuk gibi kılıyor. Her dönemin unutulmaz aşk şiiri olan Ben Sana Mecburum’u Attila İlhan’dan defalarca çalıyoruz. Söylemeye çalışırken sevdiğimiz kişiye, kelimeler boğazımızda düğümleniyor.Aslında yaşadıklarımız, anlatılanlar ve yaşanılan olaylara verdiğimiz aynı tepki bu ülkenin sıradan bir devlet olduğunun değil aynı zamanda büyük bir aile olduğunun da göstergesidir.

Cennet de olsa cehennem de

Doğru da olsa yanlış da

Yıkılsa da hayallerimiz bir daha kurulamamacasına
Ve sonuç olarak

Benimseyemediğim duygular benimse

Bu ülke benimdir, bizimdir..

İstemesek de bazı şeylerin yapılmasını, yediremesek de bazı şeyleri kendimize, sindirilmeye çalışılsa da öfkemiz, biz hep beraber olduğumuz gibi yine beraber olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu ülke bizim. Çünkü bu ülke hepimizin. Ve yine hep birlikte sahip çıkacağız. Susturulmaya çalışsak da yanlışı doğru yapmaya çalışacağız. Durdurulmaya çalışsak da kötüyü iyiye çevirmek için çabalayacağız. Kimi zaman meydanlarda bir kalabalık, kimi zaman arka sokaklarda atılan bir slogan olacağız. Çünkü biz farklı vagonlarda yolculuk yapıyor olsak da aynı yola giden umut dolu yolcularız. Çünkü biz aynı yolun yolcularıyız.


önceki eser / sonraki eser