Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:lider70
Eser sıra no:100222.17


ARKADAŞ

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen Al Sancak!”

Bunu söylerken bir şeyi hep unuttuk, her sabah, her bayram, her mühim günde söylerken. O’nu sönmekten kurtaracak bizlerdik, onun istikbali bizim elimizdeydi. Ve her sabah söylerken bu sözleri, avuttuk kendimizi ilahi güçlere dayanıp, O’nun şafaklardan indirirlerken uyuduk, hem de bu sözleri söylerken uyuduk. Biz o al sancağa bakarken ufukta, göremedik o sancak göklerden çekilmeye çalışılırken, biz fark edemedik, Vurulmadık ey halkım! Uyutulduk. Yalan dolanla uyuşturulduk, güvendik gözümüzü bağlattık, güvendik daha da, bu sefer başımıza çuval geçirttik, güvendik, soyulduk, güvendik, kul olduk, ümmet olduk, köle olduk. Bu dizeleri söyleyemeyen adama güvendik, al Sancak dalgalanmasın isteyen. Uyutulduk ey halkım, şühedayla kazandığımız vatanı, peşkeşle kaybettik, yüzyıllardır bileğimiz bükülmedi ey halkım, boynumuz büküldü...

“Ben ezelden beridir, Hür Yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”

Geldik Anadolu’ya, Asya’dan, Rumeli’den, Kuzeyden, Güneyden geldik atlarımızla, ok ve yaylarımızla, özgür insanların tohumları, zincirlere düşman insanların torunları, Anadolu’ya geldik, eşitliği getirdik, köle insan özgürlüğü gördü, fukara doymanın ne olduğunu anladı, zengin fakir dost oldu. Bu kardeşliğin bir cihan devleti doğurdu. Ama her şeyi olan dahi açgözlü oldu bir gün, gözü döndü, susadı. Para öncelik oldu, para efendi, para sultan oldu, eşkıya oldu, adam öldürdü, sevgilisi oldu nicelerin, göz döndürdü, kimseye tutsak olmayan aziz halkım, paranın kölesi oldu. Hiç almadığı parayı borç bildi, ödedi, Parayı aldı, zincir etti, kendine pranga etti, vurdu. Bir kuruşa ihtiyacı olmayan halk, başı yüzünden sikkeyle prangaya vuruldu.

“Arkadaş! Yurdunu alçaklara uğratma sakın!

Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın!”

Ve gün geldi, bu prangaları vuranlar azdı, demiştim ya, kulluğumuz yetmedi, kanımıza, toprağımıza susadılar, Gözü dönmüş haydutlar, dört bir yandan geldiler, bizi parçalara ayırmaya; kan çanağı gözleri, büyük göbekleri ve bellerinde altıpatlarlarla. Ve en sonunda, en, en sonunda, Gırtlağımıza sarılmışken tüm cihan, kanımızı emecekken, uyandık en sonunda, Mavi gözlü bir kurt açtı gözlerimizi, attı yüzümüze bir tokat, silkindik, uyandık kan uykulardan. Dehşet halimiz fark ettik en sonunda, aldık elimize tırpanı, satırı, tahta sopayı, süngü, dipçik, tırnak ve diş, kanımızda boğduk kanımıza susayanları, denize döktük gırtlağımıza sarılanları.

“Bastığın Yerleri Toprak diyerek Geçme, Tanı!”

Ve o kurtla beraber, özümüze dönmüşken, tekrar kurduk hayalimizi, eşitliğe, özgürlüğe yürüdük gene, el ele. Ve huzur ve hürriyet ve sükûn ve aidiyet. Sonra o kurt göçtü bir gün, arkasında bir eser bırakarak. Ve on yıllar geçti ve bu huzur bize yavaş yavaş fazla geldi; Rahat, uyku getirirmiş,70 yılda fark ettik, belki de hala fark edemedik, Uyan halkım, Uyan bu kan uykundan, tekrar tümden uyuşmadan, Uyan halkım, elindeki prangayı kendine vurma, Uyan halkım! Fırsat bekleyen burnunun dibindeki kargaların tuzağına yine düşme, Uyan halkım, unutma ki o kurt tekrar yeryüzüne inmez. Ve yine unutma ki, sen bu tek vatansız bir hiçsin. İyi yâda kötü, cennet yâda cehennemi bu vatan bizim, bu vatan senin!

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı..


önceki eser /sonraki eser