Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:lena93
Eser sıra no:100224.06


SEN ESİRLİĞİM VE HÜRRİYETİMSİN

Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin
Sen memleketimsin…

Der Nazım Hikmet kendi ülkesi için, bizim ülkemiz için, bu ülke için. İlk çağdan beri bulunduğu konum itibariyle doğu-batı yönünde hareket eden kavimlerin geçiş yolu olan; uygun iklimi ve verimli topraklarıyla birçok medeniyetin kurulmuş olduğu; milyonlarca gencin kanıyla hayat bulup yeşeren, milyonlarca genç kızın gözyaşıyla sulanan; büyük vatan şairi Mehmet Akif’in ifadesiyle” Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda “dediği bu ülke için, bizim ülkemiz için.
Peki ya saydığımız hangi özellikler yeter güzel ülkemizi anlatmaya. Güzel ülkemizin güzel insanlarını anlatmaya. Asil, cesur, çalışkan ve bir o kadar da hoşgörülü insanlarını anlatmaya.
İzmir’e girerken ayakları altına serilen Türk bayrağını tereddütsüzce çiğneyen Yunan Kral’ına karşılık Mustafa Kemal’in Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından sonra İzmir’de ayakları altına serilen Yunan bayrağını ezmesi beklenirken bir Türk’e yakışır asaletle;
“O geçmişte kötü etmiş. Bir milletin istiklalini temsil eden bayrak çiğnenmez. Ben onun hatasını tekrar edemem.” Demesi ancak bir Türk’e yakışır asalettir.

O kadar cesur ve çalışkan ki, bir hayat öyküsü yeter mi bu cesur yüreği, çalışkanlığı anlatmaya. Yetmeli, çünkü öylesine azim var ki bu öykünün içinde, öylesine ileri görüşlülük, öylesine zekâ ve akıl...

Balkan savaşlarıyla başlayan 1.Dünya Harbiyle devam eden süreç içerisinde vatanımızın kanla sulanmış toprakları, işgal güçlerinin ayakları altında ezilmekteydi. O, düşman suretiyle karşılaştığı anda birçok hakarete maruz kalmış ve bunları gururuna yediremeyerek istifa ettiği görevinden sonra asla pes etmemişti. 1922’de ilk Türk sigara kâğıdını üretti. 1936 yılında seri üretim olarak ilk Türk uçağını, 1943 yılında altı kişilik ilk Türk yolcu uçağını yaptı. 1945 yılında çok partili rejimdeki ilk muhalefet partisini kurdu. Ankara’nın doğusuna ilk Türk demiryolunu yaptı. İlk yerli paraşütü yaptı. İlk şehir ve köy planlarını hazırladı. Evet, bunların hepsini bir ömür boyu yılmadan çalışan, Nuri Demirağ yaptı, bir Türk yaptı.

Bir de merhameti var bu insanların. Dünyada var mıdır ki bir devlet kendisini gözünü kırpmadan yakıp yıkacak kadar düşmanlık besleyen bir ulusa bile yardım eli uzatabilsin. Evet var! Mesela; Türkiye. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altındaki Yunanlılara yardım eli uzatan tek devletti.

Ya biz Türk kadınlarından bahsedecek olursak, kimler kimler gelir aklımıza kim bilir. Nene Hatun mu? Halide Edip Adıvar mı? Şerife Bacı mı? Erzurumlu Kara Fatma mı? Yoksa bunlar gibi sayamayacağım binlerce isim mi? Kimler kimler…

İşte bu kahramanlık öyküleri yurdumuzun dünya üzerindeki konumundan dolayıdır. Türkiye’nin coğrafyasına bakıldığında iki kıtayı birbirine bağlayan bir yere sahip olduğu görülür. Türkiye toprakları tarihin en eski dönemlerinden beri hep büyük devletlere ocak olmuş ve çok sayıda medeniyetin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Dünyada medeniyetler beşiği olarak da bilinen Anadolu bu özelliğini stratejik konumundan dolayı gelecekte de koruyacaktır. Bu nedenle eski cağlardan yakın çağlara kadar olan bir süreyi kapsayan zamanlarda birçok ulusun sahip olmak istediği bir toprak parçasıdır. Nice insan bu uğurda canını feda etmiştir. Bu durumu Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşında şöyle vurgular:

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı."

Türkiye’nin her karış toprağı böyledir. Bilsek de bilmesek de içinde gizli olan âlemden anılar taşır. Gözyaşları, birkaç hayat hikâyesi ve özlem. Topraklarında böylesine güzellikler barındıran bu güzel vatana layık olmamız dileklerimle…


önceki eser / sonraki eser