Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:keman67
Eser sıra no:100223.22


VATANIMIZ İÇİN

Birer birer toprak oluyordu Mehmetler. Toprak, canını vatanına hediye eden gencecik yürekleri kucaklıyor, bağrına basıyordu. Ellerinde, güneş gözlerinde özgürlük çiçekleri açmaya başlamıştı. Tutsaklığa, sömürgeye, işgallere dönüş yoktu. Türk milleti özgürlüğü,
kurtuluşu için tek bir yürek, tek bir güneş olmuştu. Analar, bebesinin kundağını sarıyordu mermilere. Bebeler, özgür büyüsün kendi vatanlarında koşsun, oynasın diye yalınayak koşuyorlardı cepheye.

Karakış öyle bir sarmış ki dört bir yanı. Sarıkamış’ta kardelen çiçekleri olmuştu özgürlük savaşçıları. Onlar bizim Mehmetlerimiz, yüreklerimiz. Ne buz tutan yollar ne de karla kaplı dağlar engel değildi cepheye varmaya. Hatçe Ana kağnılara yol oldu, tekerlek oldu. Memedine, kınalı kuzusuna mermi, erzak getirmek için çırpındı durdu. Memedinin çok sevdiği peynirli gözlemelerde bohçasının içindeydi. Hatçe Ananın yorgun bedeni cepheye varamadan olduğu yere yığıldı. Son nefesindeki sözleri yükseldi bulutlara. “ Memedim, şehidim toprak kokan ellerinden güneş gözlerinden öperim. Ben seni bugünler için doğurdum. Vatan, anadır oğul; aştır, ekmektir. Sakın ola yüreciğin kederlenmesin. Kaldır başını göklere. Mavi bulutlarda açan bütün çiçekler seni selamlıyor… Seni kucaklıyor…”

Toprak Mehmetçiklerle öyle bir kucaklaşmıştı ki toprak Mehmet; Mehmetler toprak olmuştu. Toprak özgürlük; özgürlük vatan olmuştu. Kanla, canla aydınlanıyordu karanlık bulutlar. Her bulutun bağrında açan binlerce çiçek… Onlar bizim için, vatanımız için, bağımsızlığımız için savaştılar. O kadar şanslıydılar ki yanlarında onlarla omuz omuza savaşan, yüreğini memleketi için yollara koyan vatanına âşık, toprağına hayran, insanına hayran dünyada eşi benzeri olmayan özgürlük savaşçısı; mavi gözlü dahi vardı. Işık saçan gözleriyle,

“Ya istiklal ya ölüm diye haykırdı.”

Türk milleti ile birlikte ülkemizi madde madde bölüşen, yağmalayan, işgal eden sömürgeci devletlerin kölesi olmamamız için dünyadaki başka devletlere de örnek olan Kurtuluş Savaşını kazandılar. Ardından yurdumuzun dört bir yanında cumhuriyet çiçekleri açmaya başladı. Çağın gerisinde kalmışlık sona erdi. Çağdaşlığın sesleriyle yürümeye başladı bebeler.

Cumhuriyet özgürlüktü, çalışmaktı, ileriye gitmekti. Mavi gözleriyle dünyaya ışık saçan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ülkemizi ve cumhuriyeti biz gençlere emanet etti.

Bizim için mavi gözlerin gösterdiği ışıklı yolda yürümek, bağımsızlığımızı korumak bu uğurda canımızı vatanımız için hediye etmek onurdur. Bizler tarihimizle, kültürümüzle varız. En kıymetli hazinemizin bağımsızlığımız ve cumhuriyetimiz olduğunu bilmemiz gerektiğiyle bize seslenen Atatürk, bu hazinemizi kaybetmenin onurumuzu, şerefimizi, hayatımızı kaybetmek olduğunu bilmemizi istemiştir. Tetikte olmamız için bizi uyarmıştır. Çünkü topraklarımızda gözü olan devletler pusuda beklemektedir.

Tarih sayfalarını birkaç sayfa çevirdiğimizde sömürgeci devletlerin işgalleri karşısında onurlarını, şereflerini ve hayatlarını kaybeden Filistin, Irak, Afganistan karşımızda durmaktadır.

Öyleyse kanla, canla kazanılıp bize emanet edilen vatanımızı halen daha bize pusu kurmuş bekleyen sömürgeci devletlere karşı korumak için elimizden gelenin fazlasını yapmak durumundayız. Hiçbir gücün ülkemizin ekonomik hedeflerine saldırmasına izin veremeyiz. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir ülkenin varlığı, birliği, güvenliği tehlikeye girer. Her daim, bugün ve yarın ekonomimizi güçlü kılmak zorundayız.

Bu ülke bizim. Bu taşlar, topraklar, yaylalar bizim. Bozkırlarda açan yaban gülleri hepimizin… Bu insanlar, bu canlar, bu kanlar bizim. Kardeşçe ellerimizi uzatmalıyız birbirimize kenetlenmeliyiz. Ülkemizi daha ileriye getirmek için çalışmalıyız. İşsiz, aç yarınlarından umudu olmayan insanların çaresizliğine çare bulamazsak eğer bozkırlarda açan çiçeklerin boynu bükülür. Çiçekler kendi memleketinde doğan güneşle aydınlanamazsa başka ülkelerden şartlı ülkemize gelen güneş, çiçeklerin zaman içinde yok olup gitmesine sebep olabilir.

Yarınlarımızdan kaygısız, güven duyarak yaşamak ülke barışı için çok önemlidir. İnsanların yarın aç kalmayacağını, iş bulabileceklerini bilmesi gerekir. Bunu başaramıyorsak eğer ne dağlardaki karlar erir ne de yollardaki buzlar çözülür. Ülkemiz cehenneme döner. Farkında değil miyiz dış ülkelere borçlandıkça sırtımız kamburlaşıyor, özgürlüğümüz kamburlaşıyor. Yaban eller, ülkemize bizi sevdiği için mi? Ya da dünya barışı için mi yardım ediyorlar? Bizim kalkınmamızı, güçlenmemizi, ileriye gitmemizi isteselerdi. Tarih sayfalarında vatanımızı madde madde bölüşüp parçalamaya, yok etmeye çalışmazlardı.

Bizim başka ışıklara ihtiyacımız yok. Mavi gözlerden parlayan ışık dört bir yanımızı aydınlatıyor. Sanatta, ilimde, fende, eğitimde, ekonomide onun gösterdiği yolda ve hedefte yolumuza devam edersek bir güneş doğar ki bozkırlardan yurdumun her köşesine; elleri sevgi dolu, gözleri sevgi dolu, yüreği barış, umut dolu. Ülkemiz sonsuza kadar cennet olmaya devam eder.
Bu ülke hepimizin başka gidecek yerimiz yok. Bir tas tarhana çorbamızdan tüten sevgiyi, Hatçe Ananın bohçasındaki gözlemeleri, kardeşlerimizi, bacılarımızı, kağnıların tekerlek izlerini, Mehmetlerin toprak kokan ellerini, güneş gözlerini, bozkırda açan yaban güllerini, yemyeşil ormanlarımızdaki kuşların sesini hiçbir yerde bulamayız.

Bu vatan bize emanet… Bizden sonrakilere barış ve kardeşliği hiç bitmeyen sevgimizin yanında ekonomisi güçlü ve bağımsız bir ülke devretmeliyiz. Ülkemizin bugün temel sorunlarından biri olan işsizliğe çözüm bulmalıyız. Üniversite mezunu gençlerimiz ortalıkta işsiz, mutsuz, umutsuz dolaşırken aç, açıkta insanlar varken nasıl cennet olur bu vatan?

Yarınlarımızın daha aydınlık olabilmesi için el ele vermeliyiz. Yeni fabrikalar açıp gerekirse hiç uyumadan çalışmalıyız. Daha çok okumalıyız birbirimizle konuşmayı öğrenene kadar okumalıyız, araştırmalıyız. Kendi içimizdeki sorunlarımızda boğuşurken dünyanın yerinde saymayıp hızla ilerlediğini göz ardı etmemeliyiz. Vatanımızı cennet ya da cehennem yapmak bizim ellerimizde.
Biz vatanımızın çiçekleriyiz. Cumhuriyet çiçekleri. Uzanır kollarımız yurdumuzun her köşesine kardeşçe. Çiçekler açar bizimle kuşlar, özgürce uçar göklerde. Yol oluruz sıra dağların ardındaki uzak köylere. Üşüyen ellere odun, kömür oluruz. Mehmetçik oluruz vatanımızın her köşesinde. Göklerde dalgalanan ay yıldızlı bayrak oluruz. Biz cumhuriyet çiçekleriyiz Vatanına âşık, insanına sevdalı. Bu vatan, bu cennet bizim. Sadece kardeş olduğumuzda; ellerimiz kavuştuğunda yeşerir ormanlar. Buz tutmaz yollar.

O halde daha ne duruyoruz? Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi biz hepimiz kardeşiz. Bir tane vatanız var; kanla, canla kazanılan… Değerini çok iyi bilmeliyiz. Vatanımız için, ellerimiz, yüreklerimiz kardeşçe birleşsin.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.


önceki eser / sonraki eser