Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:kardelen08
Eser sıra no:100222.04


BU ÜLKE BİZİM

Asya ile Avrupa arasına kondurulmuş, yeşiliyle, baharıyla, mavisiyle, deniziyle, yazıyla, kışıyla ve insanıyla gökkuşağındaki yedi rengin tümüne birden sahip bir cennet sanki ülkemiz. Farkında olmadığımız cennet… Sürekli yıpratıp zarar verdiğimiz bir cennet… İnsan içindeyken çevresindeki güzelliklerin, sahip olduklarının farkına varamıyor. Her şeyin değerini zıttıyla anlıyoruz.Varlığın değerini yoklukla; iyinin değerini kötüyle… İnşallah ülkemizin değerini de onu kaybedince anlamayız.

Hep bir telaşla akıp geçiyor hayatımız. Durmadan kendimiz için çalışıp, didiniyoruz. Fakat bu ülke, bu topraklar, bu bağımsızlık olmadan tüm yaptıklarımızın önemsiz olduğunu anlayamıyoruz. Biraz bencilliği bırakıp ülkemiz için bir şeyler yapmaya çalışsak fena mı olur ? Ülkemizin gelişmesi için bizim de çorbada tuzumuz olsa… Büyük bir resim için küçük yap boz parçalarını birleştirmek gerekiyor. O resmi oluşturmak için bir parça da biz koyalım.
Kurtuluş Savaşı’nda ülkemizi nasıl sahiplenmiştik. Başta çılgınlık dedikleri hayallerimizi sınırları zorlayarak gerçekleştirmiştik. Bizi içinde bulunulan koşulların zorluğu bile vazgeçirememişti. Açlık, cephanesizlik, asker sayısının azlığı, çoğu ilimizin işgal altında olması, yakıp yıkarak darmadağın ettikleri köylerimiz ve şehirlerimiz… Daha kim bilir nelere karşı koymak zorundaydılar. Ama onlar pes etmemişti. Silahları, mermileri azdı; ama onlar savaşa inanç dolu kalpleriyle katılmıştı. Ölüm değildi onları korkutan, başka bir ülkenin himayesi altında kalmaktı. Herkesin koparılamaz diye düşündüğü zincirleri dişleriyle kopardı Türk milleti. Hak ettikleri zaferi de kazandılar. İşte bu kadar çılgın, cesur, azimli ve fedakar atalara sahiptik. Bizde şimdi bu topraklarda yaşıyorsak ve bizden öncekiler bu topraklar için kanlarını hiçbir menfaat gözetmeden döktülerse; bizim de bu ülke için bazı sorumluluklarımız var demektir. Onların yaptıklarını, tarihin tozlu sayfalarında unutulmuş fedakarlıklar olarak bırakamayız. Üstelik şimdi bizden istenen kanımız, canımız da değil.

Artık tüm topraklarda beyin savaşı hakim olmuş. Bu sefer ülkemizin silah gücüne ve fiziki güce ihtiyacı yok belki. Ama beyin gücüne fazlasıyla ihtiyacı var. Şimdi bir annenin yavrusuna sahip çıktığı gibi sahip çıkmalıyız kendi ülkemize. Sözde değil özde bir sahipleniş ile…

Ülkemizi korumak için, şimdi gerçek silahları kullanmak yerine başka türlü bir yardımda bulunabiliriz. Şimdiki silahlarımız : teknolojimiz, sanayimiz, kalemimiz, fırçamız, notamız olmalı. Rakiplerimizin karşısına güncel silahlarla çıkmalıyız. Artık topraklarımızı genişletemeyiz belki ama kendimizi, ülkemizi geliştirebiliriz. Bu millete ve ülkeye hiçbir şeyi yokken sahip çıkan ve kendini bu ülkeye adayan o rehbere borçlu olduğumuzu bazen unutuyoruz. Onun sayesinde varlığını koruyan ülkemizi, onun ulaştırmak istediği seviyeye yükseltmekle yükümlüyüz.

Sadece seyirci olarak kalamayız. Bizim de bir rolümüz, görevimiz olmalı. Başrol oyuncusu olmasak da küçük bir rol alsak bile bizim de katkımız olsun.

İzlemek yerine yapılanları, eleştirmek yerine başkalarının yaptıklarını, boş yere söylenmek yerine sahnede bizde olalım. Bu ülke için hiç değilse elimizden gelenleri yapalım. Hep birlikte sahip çıkalım ülkemize.


önceki eser / sonraki eser