Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : hilal19
Eser sıra no : 100128.02


CENNETİ GÖRMEK İSTİYOR MUSUNUZ?

Bir damla kanım belki de damarlarda dolaşan... Yerinde duramayan, coşkun bir damla… Dolaşmak bütün damarlarda… Sarmak bütün vücudu, sıcacık… Sur çekmek belki de… Korumak her şeyden…

Bir parça umuttur yüreğinde atan. Çıkmak ister dışarı, akmak ister. Bir parça ışıktır umudu canlandıran. Vatan bir yürektir ve o yürekte atan bir parça umut sensin. Umudu canlandıran bir parça ışık da ülkemizin her bir köşesinde kalpleri güm güm göğüs kafesine vuranlardır. Ben, sen, o… Hepimiz işte!

Belki aynaya bakana değil aynada zahiri olana inandın. “İkisi de aynı değil mi?”diye sordun. Belki yanıldın; gerçeğe değil, hayale inandın. Ama doğru olduğunu düşünerek yaptın. Sonsuza dek seninleyiz ülkem. Ülkemiz…

Belki bin bir kıyamet kopuyor geçmişte hırpalanan kalbinde... Bir taraftan ateş, bir taraftan sevgi bombardımanına tutuluyorsun. Alevler içinde yanarken yüreğimiz, bir damla su gibisin kavrulan yüreğimize… Sen neredeysen, biz oradayız… Eğer cehennemse mekânın, sanma ki yalnızsın… Cehennemin içinde de CENNET olan başka bir ülke var mı ki geçmişimizi inkâr edelim? Sensiz atan yüreklerimiz nasıl canlı tutsun ki bu bünyeyi? Asıl cehennem orada… Sensiz atan yüreklerimizde… Orada acı çekiyor sonsuz sevdası için ölümsüz ruhumuz...

Ne gelenler anladı seni, ne de gidenler… Seni anlayabilmeleri için yaşamaları gerekirdi bu kutsal topraklarda. Seni anlamak öyle kolay mı ki dışarıdan karar verilebilsin? Bir bilseler içini… Bir bilseler küllerimizden nasıl doğduğumuzu… Ah bir bilseler bu kavrulan yürekler içinde ayrı bir cennet yattığını… Ah!

Kalk artık! Uyan! Bu kadar kandırdığın yetmez mi yüreğini? Bayrağımıza başını kaldır da bak. Dalgalanırken hüznünü saçıyor etrafına. Ağlıyor… Gözyaşları saplanıyor mızrak gibi yüreğine… Uyandırmak istiyor bir zamanlar nazlı sevgili olan bu bayrak… Seni kim yerine koyuyor bak. “Nazlı sevgili… ”Evet, şimdi sen nazlı bir sevgilisin, üzdüğün yetmez mi bu kadar… O nasıl dalgalanıyorsa şafaklar gibi, senden de onu istiyor. Bayrağımız geçmişinden ve varlığımızdan gurur duyarak dalgalanırken sonsuz mavilikte, dudaklarımızdan İstiklal Marşı’mız dökülürken içi ürperen, tüyleri diken diken olan bizleriz, başkaları değil!

Duyuyorum! Duyuyorum, yerden arşa dek yükselen o coşkulu itirafları. Her açıdan başka bir kelime erişiyor bulutlara… Yağmur damlaları olarak değiyorlar dudaklarıma. Dudaklarım taşıyamaz bu kadar büyük olan vatan aşkını. Dökülüyor birer birer huzurlarınıza… “Tozlu bir pencereden sızan ışık gibiydi hayat karanlık günlerimizde… Ufacık bir noktadan gelen ışık yeterliydi bizim önümüzü görmemiz için. Her siperden yiğitler fışkırıyor ölümün nefesini ensesinde hissederek. ‘Çanakkale geçilmez!’diye yükselen haykırışlar savaştan sonra oluşan tepelere çarpıp yankılanıyordu. Döktüğümüz kanlar yetmedi… Sana değil! Seni kıskananlara… Artık tamamen kurtarmak gerekiyordu seni onlardan… Tek kurtuluşumuz vardı. Birlik ve beraberlik içinde olmak… Kurtuluş Savaşı’mızı maddi yokluk içinde kazandık. Manevi olarak yokluk içinde olmadık hiçbir zaman… Yiğitlikse yiğitlik, sevgiyse sevgi, birlikse birlik… Bir tek korkumuz vardı mahşer yerinde… Toprağımızdan-atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklardan-ayrı düşürülmekti o da. Yılmadan, usanmadan, cesurca koşmadık mı aşılmaz tepelere? Her adımda dökmedik mi kanımızı, atalarımızın kanlarıyla buluşmasını kutsayarak? Kanımızın son damlasına kadar savaşmayı göze almadık mı? O halde varım, var olacağım… Var olmalıyım!”Var olmalıyız! Onlar için, vatanımız için, ölümsüz sevdamız için. Önce kan, sonra zafer kokusu gelen vatanımız bunu hak etmiyor mu? Çatlak bir duvardan zar zor geçen bir nefeslik hayat da olsan istiyoruz seni… Güzel kokulu çiçekler-ki bütün çiçekleri güzel kokar ülkemin-bıraksalar da sıkı sıkı tuttukları toprağı vahşetin kucağına, ben bırakmam! Biz, bırakmayız!

Güneş küsüp gündüzlerimizi bıraksa da karanlık gecelere, biz bırakmayız. Gerekirse yakarım kendimi bir damlacık ışık olmak için senin uğruna… Duymam hiç acı, sen tasalanma… Alevin sardığı vücudum öyle gözükse de ruhum acı hissetmiyor. Aksine… Vücudum belki kaybolacak, atalarımın küllerine karışacak küllerim. Ama ruhum yok olmayacak; o,seninle olacak. Asla bırakmayacak ölümsüz sevdasını… Bırakmayacağım! Seni seven herkes, yüreğini uyandıran herkes seninle olacak ülkem… Seni bırakmayacağız!

Bir damla su olsan da dünyada yalnız değilsin. Unutma! Milyonlarca damla var dünyada… Okyanusun dev dalgaları olup barış nazlı bir sevgili olan bayrağımızla… Kaldır, uyandır yüreğini… Ülkem birlik ve beraberlik istiyor.

Uyuyan yürekler! Cenneti görmek istiyor musunuz?



önceki eser / sonraki eser