Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:hazırlık97
Eser sıra no:100226.04


TÜRK'ÜN OLDUĞU YER BİR BAŞKA GÜZEL

Hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren yaşama çabası içinde olan insanoğlu her zaman kendini güvende hissetmeyi ister.Bu sebeptendir ki sahiplenme ve ait olma duygularını barındırır.Hiçbir millete bağlı olmayan,hiçbir toprak parçasını yurt edinmemiş bir insan da düşünülemez elbette.Varolmak için sahip olunanları korumak,bir ve beraber olmak gerekir.Peki nedir bizi birlik ve beraberlik içinde yaşatan? Neden toprak parçası vazgeçilmez;bir avuç kadarına canlar vermeye değer hale gelir?İnsan nasıl bu kadar candan bağlanır?Ya da sahip olduklarının değerini bilir ve ona göre davranır mı?

Peki şans nedir bilir misiniz? Şans,seçme imkanınız olmadığı halde size en iyi olanın verilmesidir.Şanslıyım,çünkü cennet bahçesinden bir ülkenin topraklarında Türk olarak doğdum ve bu ülkenin toprağında büyüyor,onun insana yaşama arzusu veren suyunu içiyor, havasını soluyorum.Şanslıyım; çünkü ben bir Türk genciyim.Tarihini doğru öğrenen,yılmadan çalışan,değerlerine sahip çıkan ve her yerde doğru ve gerçeği arayan, aklı ve bilmi rehber edinmiş bir Türk genci. Siz hiç böyle hissettiniz mi?

Milletlerin vücuda gelmesi ve ayakta kalması bazı olmazsa olmaz diyeceğimiz gerçeklere bağlıdır. Tarihte sözlü dönem olsun yazılı dönem olsun her zaman varolan Türk Milleti; insanlığıyla, kültürüyle, diliyle, bağımsızlık aşkıyla, vatan ve millet sevgisiyle uzun yıllar yaşamıştır ve yaşayacaktır. Üç kıtada da tarih boyunca geniş sahalara yayılmıştır. Ben, tarih yapmaktan, tarihini yazmaya vakit bulamamış yüce bir ulusun evladıyım.Bilinen tarihlerin söylediği böyle engin ve gurur vericiyken,bilmediklerimizde kim bilir ne kahramanlıklar vardır.

Bedri Rahmi'nin zeytin ağaçları arasında yürürken sevgilisini düşündüğü, Fatih Sultan'ın gemilerini karadan yürüttüğü topraklar... Söyleyin, kaç ülkede bir yerde karın sevinci yaşanırken, diğer yerde denizin ve kumun tadı çıkarılıyor? Dünyanın her yerinde yoktur verimli topraklar, zengin madenler, ilkbahar ve sonbahar... İnsanları gibi cömert ırmakları vardır benim ülkemin; bu sınırlar içinde doğup yine bu sınırlarda son bulan.Biz gözümüzü bu topraklarda açtık,evimiz Anadolu oldu. Başka memleketlerde kara bulutlar içinizi karartır,ama Türkiyem'de doğan güneşle hayata gözlerinizi yeniden açmış gibi hissedersiniz. Nice insanlar bilirim, memleket hasretiyle zeytin kokusunu özleyen başka diyarlarda...

Peki şimdi Yunus Emre'den mi bahsedeyim? Mevlana'dan incilerle mi devam edeyim? Evet, bizim 'kültürümüz' var. Sağlam taşlar üzerine oturtulmuş değerlerimiz var. Öyle çok yere gitmiş,öyle çok işler başarmışız ki, kültürümüz de öylesine gelişmiş. Kültür ve dilin birbirine olan bağlılığı da tartışılamaz bir gerçektir.Türkçe, tarih kadar eski bir dildir.Onu yaşatmak ise başka bir hüner.Türkçe'nin zenginliği,her türlü kavramı ifade edebilen muhteşem yapısı herkesi kendine hayran bırakmıştır.Yabancı dilbilimciler bile Türkçe'yi överken,Türkçe'nin basit ve asılsız bir dil olduğunu söyleyenler; onun hakkında hiç bir şey bilmeyen , kendine olan güvenini yitirmiş zavallı insanlardır.

Şimdi en zor soruyu soralım: En çok neyi,niçin seviyoruz?Ailesinden yana oy kullananları görür gibiyim.Anasından ve babasından ayrılamayanları, kardeşine ne kadar kızsa da yar başında tutanları...Ama biz; yarini,çoçuğunu bir başına bırakıp vatan ve millet için giden ne çok yiğit biliriz.Gidilir, çünkü uğruna canlar vermeye değen bir toprak vardır. Gidilir, çünkü ezelden bağımsızdır Türk insanı.Hiç bir nefer savaşırken gözünü bir kez dahi kırpmaz . Çünkü o, buraya namusu için gelmiştir. Mevlana der ki:"Irz ve namustan mahrum kalanlar millet ve vatan hissi taşımazlar." Biz,namus uğruna canını feda eden insanlarız.

Ah Mustafa Kemal... Kitaplara bile sığmazken,bilmem ben nasıl anlatırım birkaç satırla ona olan sevgimi ,o büyük adamı ve yaptığı muazzam işleri.Öyle bir lider ki, bu zamana kadar gelip hala geçmemişlerin en büyüklerinden.Bugün,Asya'yı ve Avrupa'yı birbirine kavuşturan bu topraklarda hala onun sayesinde yaşıyoruz.

İnsan gibi Türkiye'm bir ruhu var bir de bedeni.Bedeni boylu boyunca Asya ile Avrupa arasına uzanmış.Kaşları Ağrı,Köroğlu olmuş;gerdanı Kızılırmak;saçları olmuş Dicle ile Fırat... Senaryolar yazılıyor, oyunlar oynanıyor ,hep baş rolde Türkiye.Herkes kendince haritalarında bölüşüyor Anadolu'yu,ne koparırsak kar diye düşünüyorlar.Onları da anlıyorum kıskanılmayacak gibi değil ki!

Zaman devam ediyor; tarihler yazıldı,yazılıyor ve yazılacak.Yanlışlıklar yapılmıyor değil,elbette ki hatalar var,ama Türk insanı yaptığı hatayı düzeltme kabiliyetine de sahiptir. Öğretmenim der ki:''Milletlerin tarihinde arada bir inişler ve çıkışlar olabilir, ama Türk tarihinde her inişin sonrasında bir doruğa çıkma mutlaka vardır.''Şimdi Türk gençlerine düşen görev,tüm dogmalardan sıyrılarak sadece doğruyu ve gerçeği öğrenmek,çalışmak,hem de yılmadan ve hiç durmadan çalışmak,kötü olanı iyiye, yanlış bilineni doğruya çevirmek,sahip olduğumuz gücü ve enerjiyi boş yere harcamamak.Bu tutkuya içimizdeki vatan sevgisi ve millet aşkı da eklenince tüm engeller kalkar.Yeter ki sahip olduklarımızın değerini bilelim ve benliğimizin farkında olalım!





önceki eser / sonraki eser