Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:haziran18
Eser sıra no:100223.21


HEPİMİZ AYNI CEVHERİN DAMARLARIYIZ

“ Fikir ona derler ki; bir yol açsın, yol ona derler ki; bir gerçeğe ulaşsın.”

Bir yerin adresini vermek istiyorum sizlere… Mevsimlerin doya doya yaşandığı, yeşilin her tonunun her mevsimde bulunduğu, ne ekilirse karşılığının verimli şekilde alındığı, tarih zenginliği olan bir yerin. Eminim bahsettiğim bu güzellikler az çok tanıdık gelmiştir sizlere. Biraz da değindim mi dünyaca konumuna tek cevap olacak akıllarda… Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının çevrelediği kara parçalarının arasında menteşe durumundadır. Üç tarafı denizlerle kaplı, doğu ile batı kültürünün kaynaştığı, derinliklerinde saklı gizemli tarihiyle meşhurdur burası. Kültür beşiği, uğrak bir kavşak… Buldunuz mu size anlattığım yerin adını? Ben de sorulacak soruymuş gibi soruyorum bir de sizlere. İnsan bilmez mi memleketini, Türkiye’sini. Var mı bu kadar tanıma sahip bir ülke bu dünyada Türkiye’den başka. Tanımladım, en büyük gerçek bu, sahipleriyiz bizler buranın, bizim ülkemiz, ilk göz ağrımız…

Bu vatan atalarımızdan bize kalmış en mukaddes bir mirastır. Biz de torunlarımıza ve soyumuza miras bırakacağız. Burası bizim vatanımız.

“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan/ Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/ bu memleket bizim./ Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak/ ve ipek gibi bir halıya benzeyen toprak,/ bu cennet, bu cehennem bizim./ Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ ve bir orman gibi kardeşçesine,/ bu hasret bizim.” Ünlü şairimiz Nazım Hikmet ne güzel anlatmış her açıdan vatanımızı ve bakılan her kapıdan bizim olduğunu…

“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu ve Trakyalı hep bir milletin evlatları hep aynı cevherin damarlarıdır.” Atatürk’ün de bu sözünde ifade ettiği gibi bizler bu ülkenin evlatlarıyız. “Evet” bu ülke bizim ülkemiz. Bir binada oturanları düşünelim. İyi ve ya kötü orada kalmaktalar. Ülkemizde bir binadır, milyonlarca insanın içinde ikamet ettiği kocaman bir bina. Bu herkesi içinde barındıran bina, ana kucağı, nasıl bir durumda olsa da bizimdir, bizim vatanımızdır.

Ülkede gittiğimiz her yol, bizi kendi benliğimize ulaştırıyor, ihtirasla kilitlenmiş akılları, eninde sonunda bizim ülkemiz olduğuna ikna ediyor. Beğensek de beğenmesek de,
-insan beğenmez mi memleketini?- kimi ucu ırak olsa da, uçsuz bucaksız dağları bulunsa da belki de hiç görmediğimiz yerleri olsa da her türlü görünümüyle bu ülke bizim ülkemiz. Terörüyle, depremiyle, seliyle, mutlu bir anı ile hep beraber bu ülkedeniz böylece.

Ben bu ülkede doğmuşum, bu memleket benim memleketim, daha nice bura da doğanların memleketi ve doğacakların memleketi olacaktır. Bu sınırlar içine her yıl göç için gelen kuşlara, beğenip de bir ömür kalanlara sesleniyorum: “Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar.”

Her şey sevmekle başlar. İnsan evini sever. Sevdikleriyle, annesi, babası, kardeşiyle… burada yaşar. Bu sebeple evi insan için mahremdir, kutsaldır. Seven kişi, artık sevdiğinde bir çirkinlik, bir eksiklik, bir yanlış göremez, görse de yumar gözlerini… Hiçbir ev, kendi evi kadar huzur ve güven vermez insana. Vatanını, milletini karşılıksız sevenin gözünde de kutsaldır ülkesi. Dağları, ovaları, insanları, her şeyiyle…

Hepimiz okuyarak, anlayarak, dinleyerek, çalışarak, mantığımıza uyduğu anda kabulleniriz önümüze sürülenleri. Bu ülkenin maziden beri bizim olduğu ve ebediyen de olacağı en büyük kabulümüz olmalı.

Bir sarmaşık bulunduğu ağacı sarıp sarmalıyor, benimsiyor ve yer ediniyor kendine burayı, ağacı kesmek isteyenlere zor çıkarıyordur. Bizim için ne kadar değerliyse ülkemiz, onun için de o kadar değerlidir memleketi diyebileceğimiz ağacı. Ülkemiz için biz de sarmaşık olalım, yayılalım, benimseyelim, her durumda sahiplenelim. Ama ağaç gibi ülkemizin sonu olmayacağını, buna izin vermeyeceğimizi, ağacı yuvasını sarmalayan sarmaşıktan, daha güçlü olacağımızı, olaylarla yüz yüze savaşacağımızı unutmayalım.

Ülkemizle bizlerin arasında kilit anahtar ilişkisi var. Nasıl mı? Kapının açılması için kilide ihtiyaç vardır. Kapı neden açılır? Hem dışarıyla hem de içeriyle iletişim kurmak için. Peki o kilidi ne açar? Anahtar açar. Yalnız o kilide uyan anahtar açar. Ülke bir kilit, bizler ise anahtar. Kilidi açacak olan ona uyan, onun olan anahtar. Anahtarı var edecek olan ise onun yapısını kabul eden kilidin olmasıdır. Bizleri var eden ülke, ülkeyi var eden bizler.

Ülkemiz tek, ama görünüşten ibaret bir şey değil. Ülke hayatımıza hakim oldu mu, bu güzelliklerin veya her şeyin hepsi birden hakim olur; ülke gitti mi bu her şey hep birden gider, bizlerde gideriz.

“ Geçmişinizi istiyorsanız bu günkü şartlarınıza bakın, eğer geleceğinizi görmek istiyorsanız, bu günkü yaptıklarınıza bakın…” Hepimiz bu ülkenin evlatlarıysak başımız dik, alnımız ak, gelecek için dayanışmaya bakalım.

Birlikte mutlu, huzurlu bir gelecek için daha çok katılımla daha çok kazanç elde etmek için, temeli ezelden gelen binanın üzerine daha güvenli kat çıkabilmek için, gücümüzü birleştirelim, bizim ülkemiz için.


önceki eser / sonraki eser