Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : hayel06
Eser sıra no : 100202.03


BU CENNET BİZİM

Büyüklerimizden duyduğumuz ''nerde o eski zamanlar, o eski insanlar''hep kızdığım sözlerden biri oldu şimdiye kadar.

Değişen şey neydi o zamandan bu zamana kadar?

Aynı toprak,aynı kültür,aynı dili paylaşmıyor muyduk hepimiz?

Bunların yanıtını bulmak için geçmişe gitmem gerekiyordu sanırım...

Sessiz bir yerde oturup düşünmeye başladım;

Düşüncelerim beni daha önce hiç yaşamadığım, duymadığım seslerin çok olduğu bir yere götürdü! Asker sayısı fazlaydı… Durup izlemeye başladım onları. İki tarafa ayrılmışlardı...
Bir tarafta ki askerlerin üstleri tam donanımlı, silahlı. Diğer taraftakilerin üstleri yırtık, ayakları yalındı... Bu halde neyin uğruna bu kadar güçlü rakiplere göğüs gelebiliyorlardı çok merak etmiştim doğrusu... Birden yanıma üstü başı yırtık olan askerlerden biri düştü..yaşıyordu hala..bir şeyler söylemek istiyordu.. yanına iliştim..Yüzüne baktım,yüzü nur gibi bembeyaz..Gözleri dolu doluydu...Sadece iki kelime söyledi bana vatan sağ olsun dedi…Gözlerim doldu birden..Yüreğimde anlamsız bir sevinç ve üzüntü vardı..Askere öyle bakarken yanıma bir asker daha yaklaştı...''onlar şehit oldu…bu cennet uğruna canlarını feda edip kanlarıyla sulanmış bir emanet bıraktılar bize..Belki de aramızda en şanslı olanları onlardır kim bilir sakın üzülme sakın gözyaşların akmasın akacaksa vatan uğruna şehit oldukları için mutluluktan aksın o gözyaşların..''diyip oradan uzaklaştı... Orda oturup uzaktan izlemeye devam ediyordum onları...Birçok kayıplar vermişlerdi..Sanatkarıyla..doktoruyla..öğretmeniyle..siyasetçisiyle…askeriyle buna rağmen yılmak bilmiyorlardı..Kendi ülkelerini, kendi insanlarını ezdirmemek için mücadele etmeye her şeye rağmen devam ediyorlardı...çağın gerisinde kalmasına rağmen en iyi şekilde ayak uydurabiliyorlardı her yeniliğe önlerine engel cıksa da devam ediyorlardı pes etmeden söylenmeden ..Yeni okullar açıp,yeni fabrikalar,barajlar kurarak başlıyorlardı her yeni işe ..Dış ülkelere açılmaya iyice ilerlemeye devam ediyorlardı...Büyüdükçe büyüyor..Çoğalıyorlardı...

Birden olduğum yerden ilkindim..üşüme tuttu..gözlerim doldu..Şu an biz ne yapıyorduk peki
bu fedakarlıklarla kazanılmış eşi benzeri olmayan cennet için?Kısaca anlatacak olursam şunları;onca güçlüğe rağmen kurduğumuz fabrikalardaki malları bir yana itip dışarıdan mallar almaya başlıyoruz...Bunla beraber çoğu illerde işsizliğe neden olup, kimi çocukların babalarından ayrılmasına neden oluyoruz.göçler tekrar başlıyor..Kimileri kaçak,kimileri yabancı ülkelere hizmet vermeye başlıyor...ezgilerimiz..türkülerimiz..oyun havalarımız..gelenek ve göreneklerimiz bir yana itilip yabancı özentiliği başlıyor...değişik modaların etkisiyle dış görünümümüzü bile onlara benzetmeye başlıyoruz kafelerin,etiketlerin adları yabancı olmaya başlayıp oralara gitmek büyük bir marifet sayılıyor...mantımız kebabımız fast-food denilen
yemeklerle yarışmaya başlıyor...Rus gelinlerimiz yabancı damatlarımız olmaya başlıyor...Çevre kirliliği artış gösterip,beslenme sorunları ortaya çıkıyor...Eski organik besinler yerini mecburen hormonlu gıdalara bırakıyor…çiftçi eziliyor...Her sene değişik türde görülen birçok hastalıklar ortaya çıkmaya başlıyor…Bunların çoğunu biz yapmıyor muyuz?neden yakınıyoruz peki?neden söyleniyoruz?
Sanırım cevabı yok bu sorunun…devam ediyorum..

Milli maçlarda ay yıldızlı bayrağımızı coşkuyla temsil ederken bunun yanında
küfürlerimizi de kavgalarımızı da eksik etmiyoruz..düğünlerde sünnetlerde kına gecelerinde asker uğurlamalarında sevincimizin yanına silahımızı çekerek kör kursuna isabet ettirdiğimiz masum canları da almayı ihmal etmiyoruz...kendi topraklarımızda yaşayan insanların bize terörist olarak savaşmasını günlük yaşantımızdan eksik etmiyoruz..doğudaki bir okulun açılmasında gösterdiğimiz başarıyı töre cinayetlerini durdurmada gösteremiyoruz…

Bir iyi bir kötü gitmesine rağmen bu ülke bize Mustafa Kemal ATATÜRK’ ÜN bizlere güvenip emanet ettiği her bir karısında kan kokan atalarımızın kanlarıyla sulanmış olan eşsiz bir cennet. Bize düşen görev bu cenneti söylenmeden, kötülemeden, benliğimizi unutmadan, yılmadan, şikâyet etmeden sonuna kadar koruyup, kollamak değil mi? O zaman uğruna ölmekse eğer seni yaşatmak, bin defa ölürüm de adına leke sürdürmem. Gururdur, namustur bayrak ve sancak, aksa da kanım korkma;haini asla güldürmem.Bu toprakları kimseye yar etmem…



önceki eser / sonraki eser