Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:güvercin10
Eser sıra no:100219.20


BÜTÜNÜ İNCELEMEK

Milattan önce ve sonra, binlerce yıldır sayılamayacak kadar çok topluluk bu topraklarda hüküm sürmüştür. Şu anda ise Türkiye Cumhuriyeti adı altında bize atalarımızda miras kalmış doğal güzellikleri ve zenginliği bol olan, iki farklı kültürdeki kıtayı birbirine bağlayan bu koskoca yarımadanın sahipleri bizler bu topraklarda varlığımızı sürdürüyoruz. Dünya değişmeyi sürdürdükçe hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor toplumlar bu değişim akıntısına yakalanıp kimi zaman tarihten sonsuza kadar adını siliyor kimi zaman ise daha da güçleniyor. Zamanla yaşanan bütün iniş çıkışlar toprağın altına gömülüyor fakat insanoğlunu değiştiren ve geliştiren olgular halen daha kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

Günümüze geldiğimizde, 21. yüzyılda bu ülkenin vatandaşı olan bizler bu sınırlar içerisinde sürmekte olan değişimin bir parçası olarak günden güne kendimize bir şeyler ekleyip, bir şeyler eksiltiyoruz. Bu kişisel bir durumdansa toplumsal olarak ortaya çıkan bir olgudur ve bu olgu bütünüyle ülkemizi etkilemektedir. Su gibi akıp giden zamanı bir süreliğine dondurup etrafımıza bakarsak eğer, yaşadığımız toplumun içerisinde bir çok siyah ile beyazın olduğunu fark edebiliriz. Zıtlıkları görmezden gelip, olduğu gibi kabul edemeyeceğimizden, her şeyi tüm netliğiyle konuşabilmeli ve ülkemizin geleceğini hep birlikte aydınlık tutmalıyız.

Ülkemiz tamamen tek bir ırktan veya tek bir kültürden oluşmamaktadır. Bir çok farklı kültür ve adetlere sahip olan adeta kültür mozaiğini sembolize eden bir çevrede yaşamaktayız. Kendimizi bu konuda şanslı görmeli ve bu zenginliğimizi değerlendirmeliyiz. Öte yandan bu çeşitlilik ister istemez kendiliğinden insanlar arasında farklılıklara yol açmaktır. Bu farklılık sosyal, kültürel ve eğitim alanında ayrılıklara neden olmaktadır. Dondurduğumuz çevreye yakından baktığımızda uzaktan bize bembeyaz gibi gözüken bu tablonun içinde kimi siyah noktaları fark etmeye başlıyoruz. Toplum ancak birlik ve beraberlik içerisinde olduğu sürece bir gelecekten bahsedebiliriz. Anlaşmanın olmadığı yerde bütünlüğü aramak çölün ortasına düşen bir bozuk parayı aramaktan farksızdır. Kimse birbirinin benzeri ve aynı özelliklere sahip olmadığından, insanları tek eşit durumda gösterebileceğimiz yer olan hukukun üzerinde dikkatlice yoğunlaşmalıyız. Bu nedenle insanlar arasındaki diyalogu geliştirmek ve beraberliği sağlamak için yasalarımızı güçlendirmemiz ülkemiz için büyük bir ilerleme olacaktır. Bu yolda ilerlediğimizde tüm olumsuzlukların ortaya çıkarılıp tartışılması gerektiği gerçeğiyle yüzleşeceğiz. Yaptığımız yanlışları olduğu gibi kabul eder, ayrıntıya inmeden yüzeysel bir şekilde geçersek bu hepimiz için bir gerileme anlamına gelir. Ülkemiz ve aydınlığımız için canlarını feda eden, gece gündüz demeden çalışan sayısız insanın yaptığı bu emeklerin boşa çıkmaması ve üstüne ekleme olması için kimi konularda doğru yolu bulmalı ve kendimizi geliştirmeliyiz. Gelişimin emin adımlarla olmasının temelinde sağlam bir eğitim olmalıdır. Ülkemizde genç nüfus çok yüksek bir sayıdadır ve bu yüz binlerce bilgiye açık, parlak beyin demektir. Eğer herkes yeterli eğitim seviyesine ulaşabiliyorsa ülkenin kalkınması gecikmeden gerçekleşir. Ülkemizde eğitimin önemi günden güne fark edilmektedir fakat bunun için yeterli bir çaba gösterilmemektedir. Bir kısım yurtdışında eğitimlerini tamamlarken, bir başka kısım aileye geçim sağlayabilmek için küçük yaşta çalışmaya zorlanıyor. Gelecek kuşağın aydın ve erdemli olması ülkenin emin ellerde olması demektir. Şu anda bu vatan bizim olabilir ama gelecekte de bu vatanın sesi olmak istiyorsak sahip olduğumuz bilgi ilerisi için yeterli düzeyde olmalıdır.

Ülkemizdeki olumlu ve olumsuz olan durumları su yüzüne çıkartıp tartışmamız için demokratik bir ortamın olması gerekiyor. Ancak bu şekilde çoğul konuşarak “biz” diyebiliriz. Eşitsizlikler ve haksızlıklar özgürlüklerimizi kısıtlıyorsa ülkemize sahibiz demek sadece gösteriş için söylenmiş gibi gözükür. Tarihimize baktığımızda demokrasinin felsefesini ortaya çıkaranların bir kısmı Anadolu topraklarında yaşamış kişilerdir. Kültürleri ve kökenler farklı olan başka uygarlıklar hüküm sürerken bu düşünce akımı ortaya çıkmış olabilir ama bu coğrafyadan etkilenip bu önemli buluşların yaratıcıları olmuşlardır. Bu kadar zengin bir tarihe sahip olan bizler, böylesine önemli bir mirasın taşıyıcısı olarak birlik ve beraberlik içerisinde olup hareket etmeliyiz.

Bir vatandaş olarak esas yapılması gereken siyahları ve beyazları fark etmek değil bunların üzerinde konuşmak ve çalışmaktır. Bütün bu bilgilerle durdurduğumuz zamanı kaldığı yerden başlatırsak bu vatanın değerini çok daha iyi anlamış olacağız. Üzerinde yaşadığımız bu toprakları iyi tanımak, eşi benzeri bulunmayacak olan bu hareketli ülkeye bütün halinde dört elle sıkıca sarılmamızı sağlayacaktır.


önceki eser / sonraki eser