Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:gürbüz84
Eser sıra no:100224.05


YERYÜZÜNDE BİR CENNET

Uzadıkça uzayan kırlarıyla yeşil gözlü, başı dumanlı kurşunî örtüsüyle yıldızlara mahzun mahzun gülümseyen, ay yüzlü bir dilber benim memleketim. Gencecik bir fidan, taptaze bir gonca… Gâh olur ana kucağı medeniyetin, gâh olur istiklâl hanesi bir milletin. Asırların sırlarını saklar bağrında; bilmem kaç kez yaralanmıştır o gönül! Belki kanayan kalbinin derinliklerinden sızanlardır Fırat ve Dicle. Yanan o yüreğine su serper belki Van Gölü; öyle ya acısı büyüktür güzelin, ya da “Ağrı”sı mı desem?..

Hangi yiğidin gönlünde yatmaz ki böyle bir güzel? Söyle, nasıl sevilmez? Ama kolay değil öyle sevmek. Kolay değil tâ dünyanın öbür ucundan kokusunu duymak. Zahmet çekeceksin biraz, uğruna çalışacaksın. Kuru bir toprak gibi görmeyeceksin; leke sürdürmeyeceksin bu çehreye. Sen bu çehrenin mutluluğunu isteyeceksin, yalnız dıştan güzelliğini değil lâkin. Demem o ki sevmek, yüzünü sevmek olmayacak yalnız. İçinde büyüttüklerini, gönlündekileri sevmek… Adına değil, kendine vurulmak; sevdim demek değil yalnız, çalıştıkça sevmek…
Karadeniz’deki ormanını seveceksin mesela; al bir fidan dik hemen. Göster sevdiğini. İstanbul’un Boğazı’nda düğümlenen mehtabı mı istiyorsun? Ya da aynı yerde güneşin kızıl taç giydiğini görmek mi? Bir simit al eline, usulca parçala ve savur martılara… Ya da Doğu Anadolu Zaman Ekspresine bin ve Selçukluya git, onlar nasıl sevmişler bir bak. Dön gel sonra, seninle Akdeniz’in meyve bahçelerinde dolaşalım, ne dersin?

Yine de bil ki; herkes tahammül edemez sevdiği gülün dikenine. Şimdi o kalabalık devlet dairelerine, içi tentürdiyot kokan hastanelere gidelim desem; şu beli bükülmüş, bir kenara bırakılmış gözü yaşlı dedemi ziyaret edelim desem; yahut bir ateşin başında ısınmaya çalışan dört beş üşüyen evsize el uzatalım desem, gelmezsin. Anlamazsın yetim kızını okutabilmek için garip anaların ne zorluklar çektiğini. Hadi hadi bırak mazeret bulmayı! Sen alışık değilsin buraya, henüz farkında değilsin. “Bunların da nesi güzel!” deme. Sen, sevdiğin kişinin kusurlarını düzeltmeye, ona bir nebze olsun yardımcı olmaya çalışmaz mısın hiç? Öylece çekip gider misin? Kalmalı ya; sevdiğin için, sırf gözünden bile sakındığın için… Bu vatanı, bu milleti işte o denli sevenler var, biliyor musun? Ve onun bağrında, anne kucağındaymış gibi yatanlar var.
Neyse, bu gök, bu hava, bu deniz farklıdır bilene; hakikaten sevene bambaşkadır. Ne diyeyim, işte benim memleketim!


önceki eser / sonraki eser