Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:eylül01
Eser sıra no:100223.19


BİR ÜLKEYİ YAŞAMAK

Türkiye bir kültür mozaiği... Geçmişten bugüne birbirinden farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış güzide bir ülke...

Her insanın kafasının üstündeki balonda farklı resimler görebilirsiniz burada. Kimi yolda yürürken içten içe isyan etmektedir, kimi o günün keyfini çıkarmaktadır. Kiminin derdi evini geçindirebilmek için iş bulmaktır, kiminin ise o ay işten kimi çıkarmak zorunda olduğudur. Kısaca, kafasında soru işareti olmayan insan, yok denecek kadar azdır ülkemizde.

En ufak topluluğumuz bile birbirinden çok farklı düşüncelere sahip insanlar barındırır. Siyasi, ahlaki, dini ve akla gelebilecek daha birçok konuda farklı değer yargılarına sahibiz. Kimi zaman tartışıyor, kimi zaman aynı safta yer alıyoruz ve birlikte yaşamaya devam ediyoruz. Olması gerektiği gibi...

Öğrenci üniversiteden mezun oluyor,iş bulamıyor ülkemizde. Memur zam denilen -fakat bir doğalgaza yapılan zamdan bile az olan- paradan şikayet ediyor. Arka sokaklardaki durum ise içler acısı. Cehalet kaplıyor bazen insanların etrafını. Töre koyuyorlar bunun adını. Her gün teker teker askerlerimiz kopuyor bağrımızdan, buna da terör diyorlar. “Vatan için ölmek de var; fakat borcun yaşamaktır.” diyor Tevfik Fikret. Borcunu ödeyemeden alıyorlar aramızdan.
“Vatan milletin evidir.” Kendini evinde görmeyenler ya da görmek istemeyenler... Ülkesini hiçe sayanlar... Kendi vatanına hainlik yapanlar... Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilenler... Ya en uçlarda yaşamaktayız ya da yaşayamamakta. Ortasını tutturmak için bir ömür boyu çalışan, bu çabanın ardından emeğinin karşılığını alamayan emekçiler... Ne çeşit insan ararsan var bizim ülkemizde.

Sadece olumsuzluklardan ibaret değiliz elbette. Yıllardır süregelen kardeşlik, birlik ve beraberlik, dayanışma... Felakette, acıda tek vücut olma... Komşusu açken tok yatmama... Tüm bu değerler de mevcut bizde. Biliyorum, her ne kadar gündemimiz bunları hiçe sayanlarla meşgul olsa da çoğunluğumuz biliyor ki bu ülke, bizim ülkemiz ve Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de dediği gibi:”Bu vatan çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır.” İnanıyorum ki yetişen her gencin içinde Atatürk sevgisi, vatan düşüncesi mevcut. Ya da böyle inanmak istiyorum. Her şeyi zaman gösterir, bekliyorum...

Bazen fikirlerimizi değiştirmeye çok açığız. Diğer yandan ise doğrularımızı değiştirmemek konusunda ısrarcıyız. Gündem ne ile meşgulse alıcılarımızı o yöne doğru çeviriyor, kimimiz hemen etkileniyoruz, fikirlerimizi o doğrultuda değiştiriyoruz. Ne oldu sizin bakış açılarınızdaki inatçı tavra, demekten alıkoyamıyor insan kendini. Kimimiz görmezden geliyoruz, varsayımlarla yaşıyoruz. Yaşamaya çalışıyoruz...

Aslına bakarsak birlik ve beraberliğimizi tehdit eden çatlak seslere karşı birleşip tek ses olabilecek bir milletiz biz. Tarihimiz bize bunu anlatıyor, şiirlerimiz bize bunu anlatıyor. Aslında kafamızı kaldırıp şu yurda baktığımızda her karışı, her canı aynı şeyi söylüyor. Yani omuz omuza oluşumuzu. En umutsuz denilen noktadan, şimdi Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında, bir Anadolu köylüsünün kilimindeki binbir renk gibi iç içe , yan yana, umutla yaşıyoruz. Nazım Hikmet’in dediği gibi: “Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehenem bu cennet bizim.”

Bu kutsal emanete her şartta sahip çıkmamız gerektiğinin farkındayız. Bu farkındalığı hayata geçirecek bir nesil yetişecek. Cehaletten uzak, her şeyin farkında olan bir nesil... Kolundan çekilerek bir görüşün temsilcisi yapılan değil, içinde bulunduğu durumun farkına vararak kendi adımını atacak bir nesil. ..

Dilimizde yer etmiş sözlerimiz vardır ya bizim, bir olay karşısında verdiğimiz tepkiler: “Türk milleti işte! Burası Türkiye!” gibi. Böyle dedirten olaylar azımsanmayacak ölçüde; fakat her şeyin üstesinden gelecek bir güçle,tüm cehennemleri cennete çevirecek cesaretle ve hep bir ağızdan söylüyoruz ki: “Ne mutlu Türk’üm diyene!”


önceki eser / sonraki eser