Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:eskiz13
Eser sıra no:100223.15


ÖLÜMSÜZ İNSAN'A

Bugünlerde ülkece sana çok ihtiyacımız var ölümsüz insan. Düşüncelerine, bilgilerine, ileri görüşlülüğüne, insanlığına, sonsuz merhametine…

Bu ülkenin anlı şanlı sancağını biz gençlerin eline verdiniz. Fakat bu şanlı sancağı taşımak isteyenler bugün ne yazık ki azınlık durumundalar. Bu yazıyı size, aslında bir nevi içimi dökmek ve bize emanet ettiğiniz canım vatanımızın ne halde olduğunu -boynum bükük, yüzüm kızararak ve ellerim titreyerek de olsa- anlatmak için yazıyorum.

Utanıyorum, utanıyoruz, utanmalıyız da bu halde olduğumuz için, senin emanetine ihanet ettiğimiz için, fakat asıl utanması gerekenler…

Bir tünelin içindeyiz; dar, incecik… Sağa kaysak olmaz, sola kaysak olmaz(!)Simsiyah bir duvara çarpmamak için her şeye rağmen dengede durmayı becerebilmek lazım. Çıkış yolunu görebilmek için hep önümüze bakmalıyız sağı solu kontrol ettikten sonra.”Fakat biz tünelden çıkış sandığımız ışığın üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark ettik”(Can Dündar). Şimdilik frene bastık; ama karşıdaki kamyon bunu önemsemiyor ve tüm gücüyle geliyor üzerimize.

1 Ocak 2009
Dil keskin bıçaktır, böler!

Dil; ülkenin bağımsızlığı ve milletin özgürlüğüdür. Kültür dilleri vardır bir de. İnsanların kendi kültürlerini korumak için kullandıkları diller. Çerkez’in Çerkezcesi, Kürt’ün Kürtçesi, Laz’ın Lazcası gibi... Bunlar kültür cevherleridir şüphesiz; ama dengede durdurmayı bilmek lazım keskin bıçağa dönüşmemeleri için.
20 Ekim 2009
Dağdan indi…
Demokratik açılım adı altında bir süreç başlatıldı. Türkiye’deki terör olaylarının asgari seviyeye indirilmesi planlanıyor ve bundan ötürü bugün otuz dört terörist terörü icra ettikleri yerden indirildi. Peki, bunun bir bayram havası içinde kutlanmasının amacı nedir? Hangi ülkede, millette devlete zarar veren zihniyetin savunucuları davul zurnayla karşılanır? Adına da kılıf uydurulup demokratik açılım denir?
8 Aralık 2009
Yonca şans getirmez miydi? ...
Reşadiye saldırısında şehit düşen er: Fatih Yonca. Askerlik maaşını ailesine gönderen şehit ve daha onun gibi birçoğu. Peki, bu utancın faili kim ya da kimler? Ya da hiç kimse…

‘’Sayın’’sıfatını kimin hak ettiğini kestiremediğimiz bir ülkede yaşıyoruz, ama buna rağmen bazı konularda sımsıkı kenetlenmeyi de unutmadık henüz; unutturmak isteyenlere inat.

Kötüsü var; ama -parmak hesabını geçmeyecek kadar olsa da- iyisi de var. Pazara gittiğinizde, tabi eğer gidebiliyorsanız, bir kilo portakal aldığınızda içinden iyisi de çıkıyor kötüsü de. Bir kilonun hepsi kötü çıktıysa pazarcıya sayıp sövüyorsunuz, birkaçı kötü çıktıysa, bir daha oradan almam diyorsunuz, hepsi iyi çıkmışsa eğer bir dahakine de oradan alıyorsunuz ve tavsiye ediyorsunuz dört bir yanınızdakilere. İyi de çıksa kötü de çıksa para vermişseniz o portakala bir dahakine aynı hatayı yapmamak üzere afiyetle yiyorsunuz.

Mükemmel yaradılışlı olsak da, beyinlerimiz henüz mükemmelliğe erişmedi. Hata yapabiliyoruz, hatalar yapabiliyoruz, hata yaptırmaya meyledebiliyoruz. Fakat buna rağmen aynı gökyüzünün altında veda ediyoruz kocamış güne.

Sana karşı savunmamız bu bir iki paragraftan ileri gitmiyor, gidemiyor ne yazık ki ölümsüz insan. Sensiz geçen 71.yılın nasıl başlayıp nasıl bittiğini paylaşmak istedim seninle.(1ocak-8aralık)

Tüm bunlara rağmen; buz gibi havada açlıktan ve soğuktan tir tir titreyen köpeklerin ahenkli haykırışları eşliğinde, sıcacık koltuğumuzda ve ‘’ithal ampullerimiz altında’’ her türlü cambazlığı, hilekârlığı, kötüyü bir kenara bırakarak sığınmak istiyoruz şu dizelerin
gerçekçiliğine:
Memleket isterim,
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun,

Olursa bir şikâyet ölümden olsun… (Cahit Sıtkı Tarancı)


önceki eser / sonraki eser