Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:edip81
Eser sıra no:100222.08


TEK YÜREK BİR BÜTÜN OLMAK

Türkiye, Türk milletinin uzun tarihi boyunca uğrunda savaştığı ve gerektiği zaman canını hiç çekinmeden seve seve feda ettiği, bağımsızlığını göklerde simgeleyen, mukaddes değerlerle bütünleşen, tarihin izlerini üzerinde taşıyan bir devlettir.

Türkiye’nin daima Türkiye olarak kalması için, tarihin yaşanan izlerini küçük tomurcuklara öğretip, tomurcukların açmasını sağlayarak onların meyve vermelerini sağlamalıyız. Bunun için de o küçük yüreklere bu sevgiyi benimseterek ecdatlarımızın, kahraman askerlerimizin, değerli Atatürk’ümüzün, şehitlerimizin ve gazilerimizin bedenlerini ve kalplerini o saf yüreklere nakşetmeliyiz. İşte o kahraman gençlik böyle yoğrularak oluşur.

Güzel Türkiye’m sana olan sevgim, ananın ak sütü kadar saftır. Ruhum, sana olan sevgisiyle, bedenim ise seni seyreden gözleriyle adeta büyülenmiştir. Nasıl büyülenmesin ki; dünyanın bütün güzellikleri sende toplanmıştı. Sanki ırmaklarında şehitlerin akan kanı, yaylalarında yiğitlerimizin yankılanan sesi, dağlarında atalarımızın heybetli duruşu, camilerinde ezan sesleri, denizlerinde süzülen gemilerin varken… Edirne’den Ardahan’a destanların yazılıyken… Dört mevsimi aynı anda yaşarken nasıl büyülenmesin ki bu gözler. Öyle dört mevsim ki, doğusunda hava soğuk, etraf bembeyaz gelin gibi. Birkaç saat yol alınca güneyinde sıcak havanın temasıyla karşılaşır yüzünün teni.

Doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle bir bütün olmak bizim elimizde. Öyle bütünlük ki bu, ne olursa olsun hiç bozulmamalı. Ama Türkiye’m tarihler boyunca çok yıprandı. Kimi zaman canlanan yüzü soldu. Kimi zaman yüreği ısındı sıcak insanlarıyla. Nasıl solmasın ki? Yıllar önceydi, halk zorluk içindeydi. Savaşın soğuk yüzü, ekonomik güçlükler ülkemi kasıp kavuruyordu. Yaşanan doğal afetler, eğitimdeki dengesizlikler, zengin kaynakların yeterince kullanılamaması, iç savaş haline gelen terör olayları ve en önemlisi de gençlerin bir hiç uğruna çatışmalar sonucu hayata veda etmeleri son yıllarda ülkemin üzerinde dolaşan kara bulut gibiydi.
Tabi bütün bunların mağdur olan tarafı, kendi halinde yaşayıp kimseye zarar vermeyen halktı. Onlar öyle halktı ki; dini bütündü. Edep ve terbiyelerini duygulu yönlerini atalarından almışlardı. Bu denge hiç bozulmamıştı. Günümüze kadar taşınmıştı. Ama bundan sonraki gençlerin, bazı oyun ve tahriklere gelerek bozulmaları ihtimaldi. Her ne kadar elem ve kederlerle yoğrulsa da vatanımız böyle olmamalı. Göğsü dik, alnı pek kahraman gençleri olmalı. Umutla dolmalı yürekleri, yıkılmamalı kale gibi bedenleri… Şimdi ise bütün imkânlar elimizde fakat kahramanlık azalmış, uyuşmuş bedenler, hani nerede? Harekete geçmeyi bekleyen yürekli gençler.

Nice şairlerimiz, bizi, şiirleriyle, Atatürk’ümüz ise söylevleriyle aydınlatmışlardır. Bizde; ilmimizi, aklımızla bütünleştirerek var gücümüzle çalışırsak, elbette onların manevi mirasçıları oluruz. Ne olursa olsun Türkiye; yediden yetmişe aynı inancın, aynı tarihin ve aynı toprağın evlatlarıyla dolmuştur. Bu yüzden, Türk milleti olarak gelin! Türkiye’yi anarşi ve terörden arındırıp, iç barışı sağlayalım. Bence; herkes kendine düşen sorumluluklarını en güzel şeklide yapmaya çalışırsa Türkiye’de hiçbir sorun yaşanmaz.

Öyleyse diyoruz ki; Türkiye’nin iyi veya kötü nedenli veya nedensiz, ne pahasına olursa olsun bu ülkeyi her şeyiyle kabul etmek gerektiğini anlıyoruz. Türkiye’nin istiklalini ve egemenliğini koruyan en kutsal değerlerin arasında yer alan Mustafa Kemal Atatürk milletine şu sözüyle ne güzelde sesleniyor “Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür. Ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. Ne mutlu türküm diyene!”


önceki eser / sonraki eser