Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:düş ve gerçek13
Eser sıra no:100223.14


BENİM ÜLKEM

Bir mozaiktir Türkiye’m. Mozaiği oluşturan parçaların her biri farklı renkte, farklı boyutta… Kimi büyük kimi küçük; kimi siyah kimi beyaz… Parçalar ne kadar farklı olsa da parçalanmayan bir bütünlük oluşturur. Doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine toprağının her metrekaresi ay yıldız kızıllığı altında bozulamayan bir ahenk oluşturur ülkemin.

Bizim ülkemizde de etnik, kültürel, sosyal farklılıklar boy göstermektedir. Cahillik, ekonomik sıkıntılar gibi olumsuzluklar ülkemizin kalkınmasına engel oluşturan etkenlerin başlıcalarından. Şu anda okuyacağım üniversiteyi düşünürken ve geleceğim hakkında hayaller kurarken; benim yaşımdaki Ünzile’nin kaç koyuna takas edileceğinin hesabı içimi burkuyor. Cehaletin olduğu kesimlerde eğitim oldukça zor veya imkânsız. Özellikle kızlar için. Doğuda çocuklar elinde çomakla koyun gütmek için çayır yollarındayken, Batıdaki çocuklar Doğudakilerden habersiz, çoğunun değer vermediği kitaplarıyla, okul yolundalar. Bizim ülkemizde kırsal kesimdeki çocuklar bir harf öğrenmek gayesiyle kışın dondurucu soğuğunda paçalarını sıvayıp dereleri aşarak yol alırlar okul dedikleri harabe yerlere… Bu uçurumu kapatmak için birçok yardım eli uzanmıştır fırsat eşitliği noksanlığına. Uzatılan her el Doğuyu Batıya, şehri kırsala bağlayan köprü olmuştur. Ülkemizde nice kardelenler var kutsal sayılabilecek yardım eliyle yetişmiş; eğitim feneri, her geçen gün daha da aydınlatmıştır cehalet karanlığını.

Bir farklılık görmek, farklı bir kültür tanımak, farklı bir insanla tanışmak için uçağa binip de kilometrelerce öteye gitmenize gerek yoktur Türkiye’mde. Çan sesinin ezan sesine karıştığı; Türk düğünlerinde gelinin beline kırmızı kuşak bağladığı; Yahudi gelinlerin ayağıyla bardak kırdığı; Hıristiyanların İncil’i, Yahudilerin Tevrat’ı raflarına rahatça koyabildiği bir memlekettir Türkiye’m. Neredeyse tüm dünya kültürlerini barındıran bir ülkedir memleketimiz. Ne kadar farklılık olsa da hepimizin ortak bir dili, bir marşı ve bu ahenkte ebediyen dalgalanacak ortak bir bayrağımız var.

Bir hazinedir memleketimiz. Başımızı nereye çevirsek bir miras, bir güzellik… Her karışında tarih var Türkiye topraklarının. Taşıyla, toprağıyla, havasıyla, suyuyla, insanıyla bir başkadır bu memleket. Toprağından bereket fışkırır, tahıl ambarıdır Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bu köprü. Dört ayrı mevsimin kokusu vardır havasında. Kışın lapa lapa yağan karın soğuğunda Ayşe Teyze’nin sıcacık tarhana çorbası ısıtır içimizi, yazın kavurucu sıcağında memleketimizin masmavi suları serinletir bizleri, rengârenk baharda esen o ılık rüzgârda dalgalanır saçlarımız. Her türlü spor ve turizm faaliyetine imkân veren coğrafyasıyla bambaşkadır bu ülke. Birçok zenginliğe sahip olan ülkemiz 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmaya hak kazanmış ve bu vasıtayla adını duyuran ülkelerden olmuştur. Bu fırsat ülkemizin birçok sektörde kalkınmasını sağlayarak ekonomik kalkınmaya da katkı sağlayacaktır. Fakat ülkemizin iyi tanıtılmasında çok büyük rol oynayan değerlerimize gereken önemi vermiyoruz. Tarihi miraslarımızı topluma kazandırmak yerine çalıyor, doğal miraslarımızı kirletiyoruz. Alınan önlemler ve yapılan yatırımlar artırılmazsa birçok sektör olumsuz etkilenecek ve bizden sonraki bireylere zengin bir miras bırakamayacağız.

Türk milleti iyisiyle kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle ve bütün farklılıklarıyla her zaman ayakta kalmış ve kalmaya da devam edecektir. Vatan sevgisini damarlarında hisseden Türk gençleri olarak bizler tüm tehlikelerle silahla değil, elele tek bir vücut olarak başarılarımızla karşı koymalıyız. Manevi değerlerimiz siper olur bütünlüğümüze. Bazen cehennem azabında mücadele veririz cennet vatanımız için bazen de çirkinliğin mücadelesi için uyuyan güzelliği uyandırırız. Türk doğduk, Türk yaşıyoruz ve sonsuza kadar Türk kalacağız…


önceki eser / sonraki eser