Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu : dolunay78
Eser sıra no : 091222.01

BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM

Gece, siyah zülüflerini bir bir dökmüş memleketimin üstüne. Okşuyor yavrusunu bir anne misali her gece. Ninniler fısıldıyor Altın Boynuz’un kulağına. Ağıtlar yakıyor Yedi Tepeli Şehir’e derinden derine. Kelebek edasıyla güneş, altın ışıklarını Ağrı’nın başı dumanlı dağından saçıyor etrafa. Sen benim memleketimsin. Medeniyetler beşiği memleketim, çağları aşıp da gelen memleketim. Aşığınım ben senin, çünkü bastığım bu topraklar benim memleketim.

Hangi taşı kaldırsam tarih kokuyorsun buram buram. Hangi yana baksam bir değil beş değil, medeniyetler geçiyor teker teker gözümün önünden. Kızılırmak boyunca uzanmış Hititler, Dorların baskısıyla telaşa düşüp Ege’nin incisi ile Büyük Menderes’in arasına sıkışıp kalmış İyonyalılar, Urartular, Frigyalılar ve ticarete elbise değiştirten Lidyalılar. Başımı kaldırıp bakıyorum muazzam bir tablo var: Frigyalılar. Gordion halkının bağına bahçesine, çiftine çubuğuna bereket veren Kibele tanrıçası var. Kibele kalbinden bir köprü yapar Attis’in sevdalı kalbine. Ama gel gör ki, her sonbahar ayrılık getirir, hüzün getirir beraberinde. Rüzgâr eşlik eder kurumuş dallardaki yaprakların veda nâmelerine. Yapraklar sararmaya yüz tuttu mu, inceden inceden yağmur taneleri düştü mü toprağa ayrılık var demektir Kibele ile Attis’in makus kaderinde. Ve Attis ölür. Ama Kibele bilmektedir ki Attis dönecek bir gün elbette. Dönecek elbet yine bir ilkbahar sabahında. Can bulacak tabiat yine, Kibele ve Attis’in aşkıyla. Sihirli değneği dokunduracak doğaya bereketin simgesi Kibele. Sen benim memleketimsin. Medeniyetler beşiği memleketim, çağları aşıp da gelen memleketim. Aşığınım ben senin, çünkü bastığım bu topraklar benim memleketim.

Ferhat’ın Şirin için dağları deldi. Kerem’în Aslı için yandı kül oldu. Hazin sonla bitti bu masallar, kavuşamadı âşıklar. Diğer yanda Mecnun ile Leyla. Mecnun yaklaşıyor adım adım gerçek aşka. Çöllere düştü Mecnun kavuşmak için Leyla’sına. Kim bilir kaç gün kaç gece yol aldı kumlara bata çıka. Yunus Emre’n var senin sevgiden, barıştan yana. Dağı taşı dile getiren tumturaklı gazelleriyle Fuzuli’n, İstanbul sevdalısı, Lâle Devri’nin eğlence düşkünü şairi Nedim’in, Köroğlu gibi bir yiğidin var senin. Ellerim yorgun düşüyor artık. Çevir çevir bitmiyor, çırpındıkça kanatları yıldız yıldız havalanan kuşlar gibi sayfalar. Sen benim memleketimsin. Medeniyetler beşiği memleketim, çağları aşıp da gelen memleketim. Aşığınım ben senin, çünkü bastığım bu topraklar benim memleketim.

Ayrım yok bizde. Türk, Kürt, Çerkez, Laz ne fark eder. Hepimiz bir milletiz. Yürüdük asırlarca el ele. Biz memleketiz tek yürekte. Kız alıp verdik yıllarca. Sabanı beraber koştuk tarlada. Ekmeğimizi paylaştık, sevincimizi de üzüntümüzü de. Omuz omuza vermişken kötü bir düşünce hiç olur mu içimizde? Beraber değil miydik Sakarya’da? Göğüs göğse vuruşmadık mı Çanakkale’de, Gelibolu’da? Kol kola gitmedik mi ölüme, inci inci yaşlar akıtan gözlerimizle Allahuekber Dağları’nda? Vatan için, memleket için. Bir deli sevda için. Dilimiz, kültürümüz, tarihimiz bir. Anlı şanlı bayrağımız bir. Var mı bu mesel üzerine bir mesel daha? Sen benim memleketimsin. Medeniyetler beşiği memleketim, çağları aşıp da gelen memleketim. Aşığınım ben senin, çünkü bastığım bu topraklar benim memleketim.
Bir başkadır güneş, yeni güne göz kırparken onu seyre dalmak Nemrut Dağı’nda. Ya da güneşe elveda demek bir sandalda Kanlıca’da. Yazın çobanın dertli kavalının sesi usul usul yayılır ovaya. Koyunu kuzusu otlarken meralarda, kurdu dere boylarında. Kışın kar yağar bizim memlekete, bilir misin, lapa lapa? Nazlı bir gelin edasıyla süzülür dolunay, gecenin sessiz kollarına. Hoş geldin der geceye, gülücükler saçar etrafa. İşte o kar, yağar dolunayın gümüş renkli ve titrek ışığının altında lapa lapa. Beyaz bir sonsuzluk örtüsü kaplar ovaları boylu boyunca. Hele bir de elektrikler kesildi mi bir başkadır ninemden masal dinlemek mum ışığında. Dağ uyur, taş uyur mehtabın büyülü ışıklarıyla. Bir türkü tutar ay, beyazlara bürünmüş mışıl mışıl uyuyan ovaya. Bir masumiyet çöker vatanımın dağına taşına. Başımı her yastığa koyuşumda içim rahat, bilirim memleketim dimdik ayakta. Bilirim vefakâr askerim vatanı gözler kışlada, anadan, yârdan ve de ocaktan uzakta. Gökyüzünü sık sık ziyaret eder kuşlar. Yıldız yıldız olur naif, beyaz kanatları çırpındıkça havada. Köpük köpük dalgalanan deniz üstünde havalanır martılar özürlük adına. Memleket adına, bir deli sevda adına. Bir başkadır benim memleketim bir başka.

Memleket sevdalısı milyonlarca gençten biriyim. Türkiyem senin yolunda ölmeye yeminliyim. İster doğru olsun ister yanlış, ister cennet olsun ister cehennem bu ülke bizim ülkemiz. Tarlada çalışan çiftçisiyle, dağda kuzusuyla dertleşen çobanıyla, bir köy okulunda bir şeyler öğretmeye can atan öğretmeniyle bu ülke bizim memleketimiz. Sen benim memleketimsin. Medeniyetler beşiği memleketim, çağları aşıp da gelen memleketim. Aşığınım ben senin, çünkü bastığım bu topraklar benim memleketim. Bir başkadır benim memleketim !