Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:dergah92
Eser sıra no:100220.07


DUVAKTAN ŞEHİRLER

“ Her şehir bir duvak gibidir ve her duvağın altında bir gelin saklıdır. “ Ben de bu cümleyi ilk okuduğumda seksen bir tane duvak geldi aklıma. Keşfedilmesi güç seksen bir duvağın altında gizlenen seksen bir gelin! Hepsinin farklı renkleri , şekilleri , kokuları vardı . Zordu onları çözebilmek , çözünce de mürekkebe sarılıp kağıda akıtabilmek . Bir yerden başlamak gerek düşüncesi ile Bismillah diyelim…

Neydi bizi bir yapan ve şehirlerimizi bembeyaz gelinlerle betimlememizi kulağa fısıldayan güç ? Türkiye olmak ; aynı anda aynı şeyleri düşünüp bir olmak . Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrına inanarak dostça , kardeşçe yaşamak . Buydu işte , bütün anlatacaklarımızın vermek istediği mesaj buydu . Şu anda o kadar çok korkuyorum ki ; seksen bir inci tanesi gözümde canlanırken kelimeleri seçmek gerçekten zor . Nadir yetişen ve ortaya çıkan bu inciler dünyaya öyle dersler veriyor ki … Bir Gazze mitingini izliyorum canlı yayında ve bakıyorum ki açık-kapalı , zengin-fakir , genç-yaşlı hepsi bir araya gelmiş , hepsi bir ağızdan aynı şeyi haykırıyor ve diliyor . Bu sırada kendimden geçmiş olan ben “ Bir başkadır benim memleketim” edaları ile ceketimi alıp çıkıyorum evden . Ve yolda söve saya , lanet okuyarak bağıran bir adamla karşılaşıyorum . “ Derdin nedir be kardeşim ! “ diyorum . “ Ne olacak , işten çıkarıldım ! “ diyor ve yoluna devam ediyor . Bir dilenci görüyorum , zabıtadan kaçıyor . Her zamanki berberime uğruyorum oda enflasyondan şikayetçi . Traşımı olduktan sonra Yeditepeli İstanbul ‘ daki yolculuğum devam ediyor . Necmi abinin çay bahçesine uğruyorum Emirgan ‘ a yolum düşmüşken . Bir acı kahvesini içip hoş beş edelim diyorum . O da ne ! Devren satılık . Necmi abi ‘ de krizden nasiplenmiş diyerek yoluma devam ediyorum . Birden yağmur başlıyor . Rahmet iniyor gökten . İşportadan bir şemsiye alıyorum . Yüzü gülüyor ve uzun zamandır ilk müşterisi olduğumu söylüyor . Tebessüm ederek oradan ayrılıyorum . Ve Taksime ‘ de uğramadan olmaz diyerek son yolculuğumu Taksim’e gerçekleştiriyorum . Sokağın başındaki gürültü beni iyice heyecanlandırıyor . Haykırmakta olan gençler karşılıyor beni . Onların coşkusu benide çevreliyor . Bir gence yanaşıp neler olup bittiğini soruyorum . Katsayı mitingi olduğunu söylüyor . Etrafıma bakıyorum . Garip !


Bizlere düşman olarak gösterilen İmam – Hatip ‘ liler ve meslek liseliler kenetlenmiş , bir olmuşlar . Aynı dertten muzdarip olmanın verdiği keder onları birleştirmiş . Gururlanıyorum ! Ve sonunda eve varıyorum , televizyonu açıyorum : intihar , kaza , ölüm hepsi birbiri ardını kovalıyor . Bir bardak çay alıyorum . Derin bir nefesin ardından “ Bu ülke ne olursa olsun benim ! diyorum …


önceki eser / sonraki eser