Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:deniz44
Eser sıra no:100220.06


SAHİL-İ SELAMET

Vatan sevgisi, yüreğimize ekili, saniyelerle sulanan, yükseklerde yeşeren, sevgimizle güçlenen, hep içimizde damarlarımızda büyüyen köklü bir çınar… Hiçbir selin deviremeyeceği, hiçbir yıldırımın inemeyeceği bazen sararıp yapraklarını dökeceği bazen de yeşerip çiçek açacağı bir ağaç. Hep göstermekten gurur duyduğumuz, özenle büyüttüğümüz, özveriyle beslediğimiz, doğuştan kalbimize ekilmiş tohumdur o sevgi…

İnsanın korunduğu, doyduğu, rahatça dolaştığı, içinden taşan bir sevgi seliyle, sahiplenme duygusuyla bağlandığı yerdir vatan. Asla kopmayacak bağlarla tutunuruz ona. Sahip çıkarız her köşesine, umut ışığı girmemiş bucaklarına… Ufukların ardına taşar bu duygu. Çünkü gökleri hak eder bu vatan, zirveleri..Bizler de onun kartallarıyız her daim onu taşıyacak. Bazen yorulacağız belki ama ondan hiç bıkmayacak genç-yaşlı evlatlarıyız onun.

Bu coğrafyada bazen fırtınalar kopabilir bazen de güneşler açabilir. Hepimiz bunlara hazırlıklı olmalıyız. Bu ülkeyi hep yüceltmeli, şartlar kötü olsa da bazen dibe vursak da ümidimizi kaybetmeden onu el üstünde tutmalıyız. Bu ülke her şeyiyle bizim ve bu durumları yaşatan da bizleriz. Kötü kokan bataklıkları kurutmalıyız. Olumsuz yönlerimizi bilmeli, onları saklamamalı, görmezden gelmemeliyiz. Hem iyi hem kötü yönlerine sahip çıkmalıyız ülkemizin. İhtiyaç duyduğumuz her şey kanımızda, kalemlerimizde, yüreklerimizde… Vakit kaybetmemeli ve ülkemizi yeryüzündeki cennet coğrafyalardan birine dönüştürmeliyiz. Aramızdaki geçici ve bizi oyalayan oyunlara kanmamalıyız. Birbirimize, ülkemize yürekten bağlanmalı, bu ülke için birlik olmalıyız.

Her birimizin farklı düşünceleri var. Hepimiz denizde bir dalgayız. Gemimizin rotasını ayarlayan dalgalar… Her zaman rüzgarla uyumlu olmasını bilen, hiç bilmediği rüzgarları öğrenen dalgalar, kahraman kaptanlar… Gemisini hasarsız kıyıya çıkarmaya çalışanlar onu doğru yolda ilerletenler, bazen köpüren bazen usul usul dolanan zaman denizinde… Hepimizin ortak amacı çoğu zaman geminin altında kalıp dikkat çekmesek de onun sahil-i selamete ulaşmasını sağlamak… Su almadan,hasarsız vatan gemisini yüksek kayalara çıkarmak vazifemiz.Kumsala baktığımızda rengarenk deniz kabukları…İşte vatan gemisinin yani ülkemizin etrafındaki deniz kabuklarıdır en büyük mükafat. Artık ülkemiz her bakımdan çağdaş, refah, çok güzel, yüksek bir ortamda. Bu ortamın oluşmasını sağlayan, deniz kabuklarını taşıyan biz dalgalar, fırtınaları atlatmış mutlu ve sakin her zaman sadık kaldığımız kıyımızda..

Bu dağlar, bu taşlar, topraklar bizim. Her gün doğan güneş de… Sabahımızı sabah yapan, yeryüzünü aydınlatan güneş gibi parlamalı bu ülke. Karanlıklara ay gibi doğmalı, sonra ayı kovalayıp güneş olmalı… Her doğan güneşle beraber bu ülkede yeni fikirler üretmeli, sorunlara çözüm bulmalıyız. Hepimiz yaşadığımız yeri aydınlatmalıyız. Bu ülkenin gençleri olarak ülkemizin her yeni gün ilerleyeceğinin bilincinde olup ona göre çalışmalı ve yaşamalıyız. Aynı bir vücudun hücreleri gibi bulunduğumuz organda üzerimize düşeni en başarılı bir şekilde yerine getirmeliyiz. Bu ülkenin her hastalığa karşı bağışıklılığını güçlendirmeli, ayakta kalmasını sağlamalıyız. Ülkenin hasta yerlerini sararak ileri götürmeliyiz. Başarılı olduğumuz konuları daha çok ilerletmeli ve övünmeliyiz. Bize yakışan da, zor olan da budur.

İster dalga olalım ister hücre ama birlik olalım, dimdik duralım her hastalığa, her zorluğa karşı. Yöremiz, geleneklerimiz, şivemiz farklı olsun ama asla ellerimiz kopmasın. Ülkemizin her yöresini aydınlatalım. Hepimiz içimizdeki ışığı dışarı yansıtalım. Bu ülkeye fırtına gibi vurmayalım, bilinmeyen bir hastalık gibi içten içe yayılmayalım.Aksine elinden tutup kaldıralım. Okyanusun ortasında rotamızı bulmaya çalışırken bazen yanlış yollara sapabiliriz, önemli olan bu yanlışlığı fark etmek bilmezlikten gelmek değil. En virajlı yollara girsek de frenleri tutturmayı öğrenmeliyiz düşe kalka, tarihten ders çıkara çıkara… Belki çok geç fark ederiz bunu hasta adam olduğumuzda veya yanlış karaya çıktığımızda ama hiçbir şey bitmedi hala. Bu ülkenin kardeşleri olarak el ele verip, yanımıza en büyük pusulamızı, tarihimizi alırsak bizim karşımızda ne aşılmayacak dağ kalır, ne geçilmeyecek nehir. Gemimizi yanlış yere çıkarsak da denize doğru yürütmeyi bilmeliyiz karadan aynı Fatih’in İstanbul’da yaptığı gibi. Biz o kutlu şehri fetheden komutanın torunlarıyız.

Bu ülke bize Atatürk’ten, bizim için canını feda etmiş binlerce şehidimizden emanet. Bizler bu ülkeyi her zaman, her yerde, her koşulda en iyi şekilde temsil etmeye hazırız. Türkiye’mizin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkması için hepimiz bu uğurda birer basamağız. Hepimiz bayrağımızı, marşımızı, dilimizi ve vatanımızı göklere çıkaracağız. Onun hak ettiği de budur.


önceki eser / sonraki eser