Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:cennet81
Eser sıra no:100218.19


GÜNEŞİ GÖRECEĞİZ

Biz neredeyiz, acaba hatalarımızla yüzleşebiliyor muyuz? Yoksa eski alışkanlıklarımızı tekrar mı ediyoruz? Biz kendimize düşen görevi yapıyor muyuz, yoksa geçmişteki hatalarımızı yermekle mi yetiniyoruz? Bana sorarsanız hala geçmişi yermekle yetiniyoruz. Bence geçmişi yerdikçe hiçbir şey yapmadan kendi egomuzu şişiriyoruz. Bu üst benliği yok edip, gerçek benliğimizin ne olduğunu, doğrunun veya yanlışın, cennetin veya cehennemim ayrımına hep birlikte varmalıyız. Bence artık kendi felsefemizi oluşturmanın zamanı geldi. Yapılacakları sorgulayıp, mantıklı ve doğru zeminde kendi planlarımız doğrultusunda hayata geçirmeliyiz. Bizim yanlışımız şurada; düzensiz ve insanları mutlu edemeyen, ihtiyaçlarına karşılık veremeyen bir ortam yaratıyoruz. Modernleşiyoruz ama geleneklerimize sahip çıkmadan. Bu da bizi yozlaşmaya götürüyor. Gün geçtikçe hayatımızın her konusunda yozlaşıyoruz.

Ne olursa olsun sorgulamadan ya da hiçbir şey katmadan kabulleniyoruz. Bağnazlıklarımızdan dolayı ne bilim, kültür, sanat nede edebiyatta gelişiyoruz! Edebiyatta neden gelişemiyoruz diye soracak olursak; bunun en büyük sebebi okuma alışkanlığımız yok denecek kadar az. Gençlerimiz kitap okumaya üşeniyor bu nedenle sürekli yerinde sayan kelime hazneleri iki cümleyi bir araya getirmelerine olanak vermiyor ve bu ilgisizlik dünyada kitap okumada hangi sırada olduğumuzu çok açık gösteriyor. Bunun yanında kullandığımız birçok yabancı kelime sayesinde yozlaşmaya emin adımlarla yürüyoruz. Sanat kültür ve edebiyata bakış açımız ve fazla değer vermeme anlayışımız toplum olarak hangi seviyede olduğumuzu çok açık gösteriyor. Bunun yanında sanatçı olduğunu düşünen ancak sanata dair hiçbir şey yapmamış insan kalabalığının arasında kalıp fark edilememiş gerçek sanatçıların ne kadar azınlıkta olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Peki ya sanat gibi karanlıkta kalmış tarihe ne demek gerekir! Araştırılmamış ya da araştırılmak üzere rafa kaldırılmış belli bir yıldan öncesi karanlık dönem diye anılan tarihimiz. Yapılan arkeolojik kazıları bile yurtdışından gelen arkeologlar yapıyor bizim çalışmalara katkımız ise çok az. Biz kendi tarihimizi bile kendimiz araştıramıyoruz! Kazmayı taşa vursan altından tarih çıkan, dört bir yanı buram buram tarih kokan vatanımızın geçmişine neden bu kadar az önem veriyoruz? Geçmişimizle gururlanmak yerine neden bu kadar duyarsız kalıyoruz? İşte tüm bu ilgisizlikler ve eksiklikler cennet vatanımızın cevherlerini gölgeliyor. Cevher deyince aklıma gelen ve bahsetmeden geçemeyeceğim yer altı zenginliklerimize yeteri kadar önem verilmiyor.


Birçok yönde olduğu gibi ahlaki yapıda da bozulma yaşanması, hiçbir şeyi sorgulaman kabullenen bağnaz ve hazırcı toplum yapısı bunun yanında, bilime ilgisizlik, bilim adına hiçbir şey yapmayan ve yapmak için çaba göstermeyen toplum yapısı bizi cehalete sürüklüyor. Ancak tüm bunlara rağmen modernleşse de hala geleneklerine bağlı toplumlar da çıkabiliyor karşımıza. Özellikle de savaş denildiğinde akan sular duruyor. Genç, yaşlı demeden vatanı için gözünü kırpmadan canını feda eden Türk insanıyla karşılaşıyoruz. Bir o kadar da özgürlüğüne bağlı her şeyini kaybetse de ‘vatan sağ olsun’ diyebilen Türk insanını ayakta alkışlamak gerekiyor. Bağımsızlık uğruna canını, malını, her şeyini feda eden; yokluk içinde ülkeyi nerden nereye getiren Türk insanının yaptıklarına dönüp bir bakmak gerekir. Etrafımıza dönüp bir bakacak olursak geçmişten bugüne bozulmadan gelebilmiş tarihi güzelliklerimiz ve henüz kullanamadıklarımız olsa bile dünyanın sayılı madenlerini barındıran topraklarda yaşadığımız için ne kadar şanslıyız. Yere çekirdek düşürsek bile gelecek yıl karpuz aldığımız verimli topraklarımız var. Yemyeşil ormanları ve bunu masmavi denizleriyle süsleyen havasını soluduğumuzda her yanı tarih kokan, cenneti andıran muhteşem bir ülkede yaşıyoruz. Ancak bu cennetin ne kadar kıymetini biliyoruz ve ne kadar verimli ulanıyoruz diye sorduğumuzda; acı gerçekleri söylemek gerekirse ülkemize hak ettiği değeri vermiyoruz. Doğal kaynaklarından yeterince faydalanamıyoruz. Arkeologlar açık hava müzesi olan tarihi eserlerimizi gün yüzüne çıkartmak için çaba gösteriyor. Bir kısmı ise ihtiyaçlara cevap verilememesinden ve az önlem alınmasından dolayı yok olmakla karşı karşıya kalıyor. İşte tüm bunlar bu güzel vatanı cehenneme çeviriyor.

Bence bu küçük cehennemleri de cennete çevirmek için ülkümüz; yükselmek ve ileri gitmek olmalıdır. Ama unutmamalıyız ki her şeye rağmen bu ülke bizim ülkemiz her nerede ve hangi seviyede olursa olsun ilerletmek de bizim görevimiz. Biz Türk milleti olarak yokluk içinde nerden neye geldik. Şu anki halimize bakarak birçok şey daha yoğun ve daha adil bir zeminde tartışılıp demokratik e daha ilerici bir sistemle Atatürk’ün ilkelerine uyulduğunda ve uyduğumuzda emin olabiliriz ki bu ülke cennet olacak. Gelin bu ülkenin akşamlarına güneşi hep birlikte getirelim…


önceki eser / sonraki eser