Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:birsen92
Eser sıra no:100218.25


GÜZEL ÜLKEM

Bir günün sonundan sabahına ne değişmişti ki bir anda? Neden yıllardır dost, komşu bildiğimiz insanlar düşmanca bakıyorlardı bana? Gözlerden fışkıran nefret neydi öyle? Kim bu ağlayan, feryat eden insanlar? Çocukların o kalabalıkta ne işi vardı?

O zamanlar anlayamadığım ve hala anlamakta zorluk çektiğim konu bu. Güzel ülkemin maviliğine nazar değdirilip, zeytin dalı yeşilliğini kırmak ve yakmak isteyenlerin bizde yarattığı iç savaştı bu. Yıllardır aynı sıkıntıları çeken, bir zamanlar bu topraklar için ölen, mezarları bile belli olmayıp toprağın altında yatan insanların bize bıraktıklarını ihanet etmekteyiz. Onların üzerine basa basa birbirimizi iki defa ezmekteyiz. Acımasızca öldürmekteyiz, öldürülmekteyiz…
Bir zamanlar çocukluğumun en çok sevdiği parklar bile şu başı siyah renkle sarılı genç yaştakilerin ellerindeki havai fişeklerle korku saçmasına sağlamakta. Aslında bizde var olan eksikliklerin belirtileri yaşananlar. Akranlarım sayılacak kişilerin çoğu hiçbir şeyden habersiz çıkarılıyorlar dağlara. Sahip çıkılmayan gençliğin, kurtlar sofrasında nasıl yenildiğini görüyoruz sonrada. Kalem. Kitap, defter tutacak ellere, ağır bir metal tutuşturuyorlar. “Oku” değil de “vur” emri duyuyor kulakları. Daha bunun gibi palavralara… Henüz tarihini tanımadan, ülkesinin karşıtı oluveriyor genç fidan. Eğitimsizlik şimdiden büküyor onu, o bunu fark etmese de. Aşkı, sevgiyi bilmeyen yürekler nefretle dolup besleniyor. Olgunlaşmamış yüzler ilkel bir şekildi bakıyor etrafına… Bizde gözümüz apaçık olayların ve yapılması gerekenlerin bir an olmasını beklemekteyiz. Birilerinin bu olaya son vermesini beklemekteyiz.

İşte bir tabut daha… Bir ana yüreği parçalanırcasına feryat etmekte, bir çocuk hakkı olmadan hayatın basamaklarına yalnız bırakılıp, öksüz kalmakta yine… Üzerine örtülen bayrağımın bile gözü yaşlı. Yağan yağmura inat ondan daha çok ağlamakta... Mahşer yerini andıran kalabalık var. Tıpkı korkudan saklanıp pencereden baktığım kalabalık gibi. Bu defa korkudan da acı bir duruma tanıklık etmekte gözlerim… Yüreğim ağlamakta… Hiç tanımıyorum belki de yitirdiğimiz şehidimizi. Ama o da hiç tanımadığı bizler için ölmemiş miydi?

Büyük isyanım küçük azınlıklardan ibaretti. Korku ve baskı diğerleri gibi beni de hapsetmişti uzun suskunluğa… Ama şimdiki tablo bambaşka. Bastırılmış isyanla dışarı çıkabilmiş sonunda. Ben de onlardan biriyim şimdi. Umutla barış için, bayrağımı kaldırıp sallıyorum gökyüzüne. İnanıyorum ki güzel ülkem bir gün tüm güzellikleri de barındıracak içinde. Gözyaşlarımı dindirebilmek ne mümkün. Gözlerim ileriyi umutla bakıyor şimdi. Toplumca bir şeylerin farkına vardığımızı görüyorum.

Evet! Bir gün gelecek başkalarının tahriklerine kapılmadan, maskelerin altında yatan yüzlerin farkına varıp, yaşayacağız cennet vatanımızda. Sokaklarım bayraklarla süslenip bayram havasını yaşayacak her zaman. Bunun için çok geç değil! Gelin el ele vererek barış tohumları ekelim. Nefreti, silahı bir daha çıkarmamak üzere gömelim toprağa. Kardeşçe, dostça yaşayalım.


önceki eser / sonraki eser