Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu: bgm94
Eser sıra no : 100218.12


BİR KAHRAMANIN EVLATLARI

Her millet kendi tarihiyle, geçmişiyle, birlikteliğiyle, kendi toprağıyla bugüne süregelmiştir. Millet; vatan denilen kara parçasını yaşatan insanları varsa, yaşanılan toprak, sadece topraktan ibaret değil, kutsal emanetse bir anlam kazanır. Geçmişini bilen, geleceğine yol gösteren insanlara sahipse millet, o zaman gerçek millettir. Tüm bu değerleri taşıyorsa ülke; esaslı, duyarlı bir ülkedir.

Yüzyıllarca bu topraklarda, bu şehirlerde, yüzlerce savaşlar verilmiş, yüzlerce insanın kanı dökülmüş ve sonunda bu vatan uğruna verilen ölüm kalım savaşı zaferler taçlandırılmış, bu topraklar ölümsüz bir milletin yurdu haline gelmiştir. Türklerin Anadolu’ ya gelişiyle başlayan bu tarih yolculuğu, atalarımızın bize getirisiyle günümüze gelmiş, bizim sahipliğimizde de gelecek nesillerimize ulaşacak emanetimizdir.

Bir devlet kurmak; yeni bir bayrağı dalgalandırabilmek, ortak bir marş oluşturabilmek, ortak geçmişi, kültürü ve dil-inanç birliği olan insanları birleştirip, bir toprak üzerinde refahlarını sağlayarak, toplumsal huzurlarını var ederek ancak gerçekleştirilebilen bir mevzudur.

Tıpkı Ata’ nın bu vatanı kurtarıp, hasta adam Osmanlı’ yı iyileştirip, ayağa kaldırışı gibi.
Biliyoruz ki Atamızın çabası, özverisi, vatan aşkı olmasaydı bugünlerimiz olmazdı. Fakat bu durumda yanındakiler, vatanını her şekilde seven, her haliyle kabul eden aziz Türk milleti değil miydi?

Vatanını sevmek, onu seviyorum demek değildir. Vatanını sevmek, Kurtuluş Harbi dönemi insanı gibi, toprağına sımsıkı sarılmak, vatanını kendi vatanın olduğu için sevmektir. Doğup büyüdüğün bu yerlerde, sana verilen hazinenin değerini bilmektir.

Mustafa Kemal bir sözünde : “Bir millete hizmet eden onun efendisi olur.” , diyor. Yani bu milleti seviyorsan mücadele et, savun, onun için çalış, onun uğrunda canını feda etmeye hazır ol… Bu ülkeyi kendi parçan say, göz kulak ol…

Bir ülke yaşatılırken; her zaman iyi gitmez her şey.Bazen yurduna göz dikerler, bazen toprağını isterler, hatta İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler…
Bu hadiseler için de vatan, toprak, millet yine senin değil midir?...

Atatürk: “Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.”, sözüyle açıklar, manevi bağlılığını.
Türklüğünü hep iyi zamanda değil, en kötü zamanlarda bile sevdiğini…

Vatanseverlik, ulusa bağlılık, millet aşkı, hizmet etme- yararlı olma- çabası ancak ve ancak bize örnek gösterdiği gibi, Atamızınki gibi olabilir.
Bir ülke, iyi zamanında da kötü zamanında da, açlığında da bolluğunda da aynı tutkuyla sevilmeli, bağlı kalınmalıdır.

Türk Gençliği; “Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.”
Bizim geçici olduğumuz toprakta esasımız bu olmalıdır, bizden sonrakiler için muhafaza ve müdafaa bekçiliği olmalıyız.
Bu uğurda da gerekeni yapmalı, vatanı her haliyle sevmeli, sahip çıkmalı; bunun için muhtaç olduğumuz kudretin, damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu unutmamalıyız.


önceki eser / sonraki eser