Konusu : " Doğru veya yanlış, cennet veya cehennem, iyi veya kötü, bu ülke, bizim ülkemiz. "

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?.

_____________________________________________________________________________________________
Yazar rumuzu:atmaca42
Eser sıra no:100222.02


DAĞLARINDA ÇİÇEKLER MAHZUN AÇMASIN DİYE

Kimi için rahatça yaşamını sürdürdüğü şu kısacık ömürde mutluluk dolu karelerden oluşan bir fotoğraf albümüdür bu her karış toprağı kanla sulanmış kutsal yer. Hayatı dolu dolu yaşamanın, insanlara tebessümle bakabilmenin sebebi bu sahte cennet. Eksik yanlarına rağmen pembe gözlüklerini çıkarmadan hayata tutunduğu, bahçesinden rengârenk güller derdiği, ağladığı, güldüğü güzel memleket.

Lakin bazıları için damarlarındaki kan, alınlarındaki ter, yedikleri ekmek olan bu vatan, geçen zaman zarfında işkence odalarına dönüşüyor. Tenha ve kuytu bir sokak köşesinde adeta bir yaşam savaşı… Açlık, evsizlik ve yalnızlık… Onlar için çember her geçen gün daralıyor ve adeta nefes alış verişleri imkânsız hale geliyor. Kimine zevk, sefa veren bu kutsal topraklar kimi için cehennemi yaşatıyor.

Sorgulanması gereken adalet anlayışı bazılarının yüzüne kırbacını en ağır şekilde indiriyor. Şah damarına çöküyor bazılarının, kimilerininse ayaklarının altına uçan bir halı seriyor. Yüzyıllar boyunca medeniyetler beşiği olmuş bu topraklar öyle büyük bir kültür hazinesi barındırıyor ki… Her bir köşesinde buram buram tarih kokan bu memleket ayrıca pişmanlıkları da koynunda saklıyor… Ayrı kalmadan kıymeti bilinmiyor bu yediveren gülünün… Hele gülden ayrı düşen bülbül bir de şairse mısralar kor olup gönül sazına düşüyor:

Memleketim, memleketim, memleketim,

ne kasketim kaldı senin ora işi

ne yollarını taşımış ayakkabım,

son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,

Şile bezindendi.

sen şimdi yalnız saçımın akında,

en farkında yüreğimin,

alnımın çizgilerindesin memleketim,

memleketim, memleketim...

Nazım Hikmet’in memleketine duyduğu özlemi anlattığı güzel şiirlerden birisi… Ölene kadar memleket hasretiyle yanmış şair, bu yangını şiirleriyle söndürmeye çalışmış ama nafile. Kimi “İstanbul” olmuş hasretin adı, kimi “Mehmet”… Çok sevdiği vatanını bırakıp gitmek gurbet ellerde her gün öldürmüş onu adeta… Zaten “bir sevmek bin defa ölmek” değil mi?

Her ne kadar yaşayış biçimleri farklı olsa da, bazıları için cennet, bazıları için hayatı cehennem gibi gösterse de hayat denen büyük sinema salonunda, bu kutsal toprakların, mukaddes vatanın insanları ona ne kadar kızarsa kızsın ondan vazgeçemez ve onu hiçbir şeye değişemez. Çünkü, “Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” diyen şairin sesi hep kulaklarındadır. Kanla kazanılmıştır, toprağından önce ekin sonra ekmek vermiştir insanlarına. Özgürlük vermiştir, ölümsüz aşklar yaşatmıştır üstünde. Kerem ile Aslı’nın, Emrah ile Selvihan’ın, Leyla ile Mecnun’un hikâyelerini dinleyerek büyümüştür çocukları. Nice pirler, nice dervişler şefaat etmiştir günahkâr kullarına. Şairler yetiştirmiştir aşkı anlatan, sevdayı anlatan, Hakkı anlatan… Yunuslar, Mevlanalar, Hacı Bektaşlar yetiştirmiştir insanları doğru yola sokan…
Ne zaman bir labirentte kaybolsa insanları bir çıkış kapısı her zaman açmıştır. Yeni doğan bebeğine şefkatle sarılan anne gibi kucaklamıştır evlatlarını. Uğruna ölen şehitleri unutmamıştır. Bir kara toprağa savurmak yerine kendine katmıştır onları. Her şehit düşen vatandan bir parça olmuştur daha da güçlenerek.

Nice kanlı savaşlar görmüştür, nice yiğitliklere yol göstermiştir bir yönetmen edasıyla. Değerini bilmeyenlere inat, direnmiştir her şeye gerçek sevenleri sayesinde. Tarihin o şanlı, o büyük Kurtuluş Savaşında anlaşılmıştır kıymeti bir kez daha. O terk etmemiştir bizi, biz de onu kaybetmek istememişizdir. Ve sonunda ayrılıp kavuşan iki sevgili gibi daha sıkı sarılmışızdır birbirimize. Al bayrağı bir nişan yüzüğü gibi dalgalanmaktadır göklerimizde. Türküler yakmışızdır ona sevdamızı anlatmak için.

“Ölürüm Türkiye’m!” Ölmek de yetmez ki… Çalışmak, çalışıp yüceltmek de lazım. Bizi biz yapan, her türlü değişim ve gelişme sırasında dimdik ayakta tutan değerlere sımsıkı sarılmak lazım…Dağlarında çiçekler mahzun açmasın diye doğu,batı,kuzey,güney,yaşlı,genç,kadın,erkek demeden el ele vermek lazım… Çünkü bu memleket bizim… Bu cennet, bu cehennem bizim.


önceki eser / sonraki eser